30 Mayıs 2009 Cumartesi

Sınav Oldum

Bilen bilir, (bu nasıl bir giriştir?!) bugün Açıköğretim fakültesinin sınavları vardı. Gittim girdim sınavlarıma. Tabi tembel bir öğrenci olduğumdan, öğleden önce bir posta; öğleden sonra bir posta (bu nasıl bir tanımlamadır?!) olmak üzere aynı gün içinde iki kez sınava girdim. İnsan derslerini veremeyince böyle burnundan getiriyorlar işte. :) Şu anda bilgisayarın başına yığılmış vaziyette işbu okuduğunuz yazıyı yazıyorum. Tabi siz bu yazıyı okurken belki de ben başka bir şey yapıyor olabilirim. Örneğin dışarı çıkmışımdır, kitap okuyor olabilirim... Bilemem orası sizin hayal gücünüze kalmış. Bu arada evet söz veriyorum bundan sonra sınavların hemen ardından yazı yazmayacağım. :) Kalın sağlıcakla...

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Otobüste Gördüm...

İlginç bir siteyi sizlere tanıtmak istiyorum izninizle. otobustegordum.com. Gerçekten güzel düşünülmüş bir proje. Yeni açılmış bir site olmasına rağmen şimdiden oldukça ilgi çekmiş görünüyor. Nedir sayfasında anlatılanlara göre otobüste, metroda bakışıp, hoşlandığınız ama açılma fırsatı bulamadığınız kişilerle sanal ortamda buluşma, tanışma, kaynaşma fırsatı bulabiliyorsunuz.
Listedeki şehirlerde İzmir, İstanbul, Ankara, Eskişehir gibi iller mevcut. Bu siteyi buradan tanıtarak çok hayırlı işlere vesile olduğumu hissederek sözlerimi bitiriyorum :) Projenin yaratıcılarını da bu ilginç fikirleri için tebrik etmek istiyorum.

30 mb (megabyte)'a Linux İsteyen Parmak Kaldırsın!




Evet, Linux dünyası bu ne isterseniz şıp diye oluveriyor :) 50 mb'lık DSL den sonra beni şaşırtmayı başaran bir başka Gnu/Linux dağıtımı da Slitaz oldu. Bu adresten indirebilir ve daha geniş bilgiye sahip olabilirsiniz... Daha fazla ekran görüntüsü isteyenler
bu adresi ziyaret edebilirler.

Windows 7 mi Kde 4 mü?!

Uzun zaman önce izleyip çok beğendiğim ama adresini kaybettiğim bir videoyu tekrar buldum ve sizlerle paylaşmak istedim... :)




Videonun bulunduğu adres: http://www.zdnet.com.au/insight/software/soa/Is-it-Windows-7-or-KDE-4-/0,139023769,339294810,00.htm

24 Mayıs 2009 Pazar

İlerleyelim Arkadaşlar

Geçen hafta Çankaya'ya dershaneme gittim. Birbirinden sıkıcı muhasebe ve matematik derslerine girdim ve dersler bitince her zamanki gibi Gaziemir-Halkapınar hattında işleyen meşhur 90 numaralı otobüse binmek için İtfaiye durağına yürüdüm. Yaklaşık yarım saatlik (ki bu bir rekordur) bekleyişin ardından otobüsümüz durağa vardı. Tabi geç geldiği için durakta bekleyen insan sayısı artmıştı. Bi gayret otobüse bindikten sonra oturulabilecek hiçbir yerin oladığını anlamam uzun sürmedi. Ben de körüğün olduğu tarafa geçtim. İzmir li olanlar bilir belediyenin bu sene aldığı son model mercedes körüklü otobüslerin körük kısımları eski mercedesler kadar yolculuğa müsait değildir. Otobüsümüz bir kaç durak sonra balık istifi yolculuk moduna girdi elbette. Eşrefpaşa taraflarında bir duraktan kalabalık bir grup daha bindi ve yolculuğumuz gittikçe içinden çıkılamaz bir hal aldı. Yalnız binen amcalardan biri zaten otobüsün sıkışıklığından fenalık geçirmekte olan biz yolculara "ilerleyelim arkadaşlar bakın arka taraf boş ön taraf sıkıştı ilerleyelim, ilerleyelim" şeklinde cümleler kurmaya başladı. Arka taraf boş deyince hakikaten boş mu lan diye düşünüp arka tarafa baktım onların durumu biz körüktekilerden de beterdi. İki yaşlı amca düşmemek için bir yerlere tutunmaya çalışırlarken adete liseli aşıklar gibi bir poz veriyorlardı. Otobüse yeni binen bu anlayışlı mı yoksa anlayışsız mı olduğunu tam anlayamadığımız 'ilerleyelim insanı' baktı ki olmayacak, taarruza kalkarak insanları iterek kendine yol açarak arka tarafa doğru ilerlemeye başladı. Baştan beri sabırla yaklaşan diğer yaşlı ve oturaklı yolcular doğal olarak homurdanmaya, bu ne yaptığı tam da anlaşılmayan 'ilerleyelim insanı' na karşı tepki vermeye başladılar. Sonunda biri dayanamadı ve "ya kardeşim sen ne yapmaya çalışıyorsun bu kadar insan nereye gidecek yer yok otobüste ne yapalım sen rahat et diye inelim mi otobüsten" şeklinde duygularıma tercüman olan bir cümle kurdu. Eğer düşmemek için bi yerlere tutunmak zorunda olmasaydım alkışlardım heralde. 'İlerleyelim insanı' mız bu sürtüşmeden sonra bir kaç durak daha otobüste kalıp sonra da indi. O indikten birkaç durak sonra da otobüsün içi en azından rahat nefes alınabilecek kadar boşaldı. Aktepe den sonrasını yine ayakta olsam da (ne de oturmaya meraklı yolcuyum ya) kısmen daha rahat gittik. Gaziemir'e vardığımızda otobüsten indim ve bunu yazmalıyım dedim. Bol bol otobüs yolculuğu yapan herkesin sıklıkla gördüğü bu ilerleyelim insanlarındın bahsetmesek bi şeyler eksik kalırdı bu blogda. Ha birde bu ilerleyelim insanlarına rağmen gerçekten boş olan arka tarafa 'ilerlemeyeceğim hemşerim' insanları da vardır ki onlar başka bir inceleme konusunudur. Haydi kalın sağlıcakla... :)

19 Mayıs 2009 Salı

Ubuntu tr E- Dergisi Sudo'nun 7. sayısı yayımlandı



Ubuntu Türkiye E-dergisi SUDO'nun yedinci sayısı.

İçindekiler;

* Tasarım (Serdar GÜNDÜZ)
* Editörden (Mustafa ALKAN)
* VirtualBox Nedir? (Ayhan AKTAŞ)
* Linux Röportajları (Ayhan AKTAŞ)
* Ubuntu Türkçeleştirme Çalışmaları (Hasan YILMAZ)
* MagmaLinux İncelemesi (Kadir TUTAR, Volkan GÜRSOY)
* Haydi Bilgisayarımız Kullanalım -2- (Mustafa ALKAN)
* Oyun İnceleme "NeverBall" (Oğuzcan NAS)
* Linuxta Ofis Yazılımları (Okan AKINCI)
* Tanju TAŞÇILAR ile Röportaj (Sudo e-dergi Ekibi)
* Ubunu-Tr Wiki Değerlendirmesi (Can ŞAYAN)
* Gnu/Linux Dünyasından Haberler (Taha GÖKDENİZ)
* Bir Aceminin Kaleminden (Volkan GÜRSOY)

Dergiyi indirmek için bu adresi ziyaret edebilirsiniz... Herkese keyifli okumalar, sudo ekibi yine güzel bir iş çıkarmış...