24 Mayıs 2009 Pazar

İlerleyelim Arkadaşlar

Geçen hafta Çankaya'ya dershaneme gittim. Birbirinden sıkıcı muhasebe ve matematik derslerine girdim ve dersler bitince her zamanki gibi Gaziemir-Halkapınar hattında işleyen meşhur 90 numaralı otobüse binmek için İtfaiye durağına yürüdüm. Yaklaşık yarım saatlik (ki bu bir rekordur) bekleyişin ardından otobüsümüz durağa vardı. Tabi geç geldiği için durakta bekleyen insan sayısı artmıştı. Bi gayret otobüse bindikten sonra oturulabilecek hiçbir yerin oladığını anlamam uzun sürmedi. Ben de körüğün olduğu tarafa geçtim. İzmir li olanlar bilir belediyenin bu sene aldığı son model mercedes körüklü otobüslerin körük kısımları eski mercedesler kadar yolculuğa müsait değildir. Otobüsümüz bir kaç durak sonra balık istifi yolculuk moduna girdi elbette. Eşrefpaşa taraflarında bir duraktan kalabalık bir grup daha bindi ve yolculuğumuz gittikçe içinden çıkılamaz bir hal aldı. Yalnız binen amcalardan biri zaten otobüsün sıkışıklığından fenalık geçirmekte olan biz yolculara "ilerleyelim arkadaşlar bakın arka taraf boş ön taraf sıkıştı ilerleyelim, ilerleyelim" şeklinde cümleler kurmaya başladı. Arka taraf boş deyince hakikaten boş mu lan diye düşünüp arka tarafa baktım onların durumu biz körüktekilerden de beterdi. İki yaşlı amca düşmemek için bir yerlere tutunmaya çalışırlarken adete liseli aşıklar gibi bir poz veriyorlardı. Otobüse yeni binen bu anlayışlı mı yoksa anlayışsız mı olduğunu tam anlayamadığımız 'ilerleyelim insanı' baktı ki olmayacak, taarruza kalkarak insanları iterek kendine yol açarak arka tarafa doğru ilerlemeye başladı. Baştan beri sabırla yaklaşan diğer yaşlı ve oturaklı yolcular doğal olarak homurdanmaya, bu ne yaptığı tam da anlaşılmayan 'ilerleyelim insanı' na karşı tepki vermeye başladılar. Sonunda biri dayanamadı ve "ya kardeşim sen ne yapmaya çalışıyorsun bu kadar insan nereye gidecek yer yok otobüste ne yapalım sen rahat et diye inelim mi otobüsten" şeklinde duygularıma tercüman olan bir cümle kurdu. Eğer düşmemek için bi yerlere tutunmak zorunda olmasaydım alkışlardım heralde. 'İlerleyelim insanı' mız bu sürtüşmeden sonra bir kaç durak daha otobüste kalıp sonra da indi. O indikten birkaç durak sonra da otobüsün içi en azından rahat nefes alınabilecek kadar boşaldı. Aktepe den sonrasını yine ayakta olsam da (ne de oturmaya meraklı yolcuyum ya) kısmen daha rahat gittik. Gaziemir'e vardığımızda otobüsten indim ve bunu yazmalıyım dedim. Bol bol otobüs yolculuğu yapan herkesin sıklıkla gördüğü bu ilerleyelim insanlarındın bahsetmesek bi şeyler eksik kalırdı bu blogda. Ha birde bu ilerleyelim insanlarına rağmen gerçekten boş olan arka tarafa 'ilerlemeyeceğim hemşerim' insanları da vardır ki onlar başka bir inceleme konusunudur. Haydi kalın sağlıcakla... :)