30 Ekim 2009 Cuma

Başlık!!!

Şimdi telefonla konuştum Özer Abimle. Siz onu dozi olarak tanıyorsunuz, siz dediğim de "üj-bej" kişi ama olsun... Öyle işte konuştum özer dingiliyle, özer dallamasıyla; dedim ki "naber abicim nasılsın?".. Yüzüne karşı hakaret edemiyorum karaktersizim ben :)
Yalnız bir telefon açışı vardı hipnenin, çeşitli homurdanmalardan başka birşey duyamadım...
Dedim ki ona: "Bugün benim bayramım ya süper bişi oldu! Burada kitapçılar çarşısı buldum..." Homurdanaraktan bişeyler söyledi daltrak :)
Aramızdaki kilometrelere güvenip bunları yazmam çok karaktersizce cidden yaa. Normalde kendisiyle yüz yüze konuşurken "len" ya da "lan" duysa, "Mert! Ayıp olmuyor mu abine karşı" diye fırçalar...
Neyse boşverin şimdi siz o lavuğu :) Bak hala..

Tam Sakarya'ya sövmeye başlamıştım ben günlük! Hele bir de Adapazarı'nda olunca iyice sinirleniyor insan kitapçı bulamayışına... Aklına Konak geliyor Çankaya geliyor insanın, burası ne dandik yer böyle yaa diye isyanlara dalıyor insan... Neyse ki buldum Kitapçılar Çarşısı'nı... Yardırmış yürüyordum sokakta, karnım acıksın da yemek yiyeyim diye zaman öldürmek amacıyla... Sahra Kebap'ta yiyorum iki lahmacun, güzel de yapıyorlar hani. Fiyatlar uygun, nezih bir ortam, konsürmatist-doğru mu yazdım bilmiyorum- bile var! Bu reklamdan sonra Sahra Kebap'tan iyi bir para almayı bekliyorum açıkçası :)
Yardırmış yürüyordum en son sokakta... Soluma baktım "Kitapçılar Çarşısı" yazıyor bir de ok işareti var ama o da ne! Görüntü sürekli kayıp geriye gidiyor görüş açımdan çıkıyor! Dakikalardır yürüdüğüm için otomatiğe bağlayan bacaklarımın bana yaptığı küçük bir oyun sadece hah hah ha!

Bu iğrenç espriden sonra hala yazımı okumaya devam eden dayanıklı üstün varlıklara hayranım doğrusu... Devam ediyorum üstün insanlar çok da ilginç olmayan hikayeme...
Girdim kitapçılar çarşısına yaklaşık on kadar kitapçı vardı içeride, pasaj gibi bir yerdi. Hatta pasajdı sanırım... Bulvar nasıl bir şey ya ben onu merak ediyorum? Birileri bana açıklasın nasıl bir şeydir bulvar...

Böyleyken böyle. Sonuç: Çok para harcadım ay sonu simide talim...

26 Ekim 2009 Pazartesi

Bir Programcı Nasıl Bebek Uyutur?

Ubuntu-tr forumunda gördüğüm bir konuydu bu. Merak edip bakmıştım. Çok hoşuma gittiğinden sizlerle de paylaşmak istedim:

Linux kullanıcısı ve belki de geliştiricisi bir kişi bebeğini uyutmak için Linux kodlarından faydalanma yolunu seçmiş. İşte ilginç ama bir o kadar da hoş bir görüntü:




Peki bunu nasıl yapmış?

Aslında videoda nasıl yaptığı açık şekilde görülüyor. Ama ben göremeyenler için yine de kodları yazayım..
------------------------------------
#!/bin/sh
#cd sürücüsü çıkart-kapat programı.
while [ 1 = 1 ]
do
#cd'yi Çıkart!
eject /dev/cdrom

#cd'yi Kapat!
eject -t
done
------------------------------------


Şimdi bu kodları bir metin belgesine yazıp kaydedelim. Bu komutların çalışabilmesi için dosyamıza gerekli izinleri vermemiz gerekiyor. Bunun için de "chmod +x dosya_adi" şeklinde dosyamıza çalıştırma iznini verelim. Şimdi konsolda "./dosya_adi" şeklinde komutumuzu çalıştırdığımız takdirde, videoda gördüğünüzün aynısını kendi bilgisayarınızda yaşamış olacaksınız.

Ayrıca sık sık cd sürücüsünün açılmamasından şikayetçi olan Linux kullanıcılarındansanız, konsolda sıklıkla "eject /dev/cdrom" komutunu kullanıyorsunuz demektir. Bu işi daha da kolaylaştırmak için yapmanız gereken aşağıdaki betiği bir metin belgesine "cdçıkart.sh" ismiyle kaydedip sonra da "chmod +x cdçıkart.sh" komutuyla çalıştırma izni vermenizdir. Artık bu ufak betiğe çift tıklayarak açılmayı reddeden cd sürücünüzü hizaya getirebilirsiniz. :)
-----------------------------------
#!/bin/sh
#Cd'yi çıkartma betiği

echo "Cd Çıkarılıyor!"
eject /dev/cdrom
----------------------------------
Haydi hepinize kolay gelsin.. :)

Not: Komutlar çalışmayı reddederse öncelikle kullandığınız Gnu/Linux dağıtımında eject programının kurulu olup olmadığını kontrol edin (gerçi büyük ihtimalle kuruludur). Kurulu olduğu halde çalışmıyorsa bana çemkirebilmek için yorum yazmanız yeterli demektir... :)

24 Ekim 2009 Cumartesi

Birşeyler Attırayım İstedim

Başlığım erotik çağrışımlar yapmaz umarım : )
Attırmak derken buralarda bunalmış bünyeden birkaç satır yazı attırmak...
Neyse gittikçe iğrençleşiyorum sanırım...

Burada Sakarya Adabazar'da mal gibi bir öğrencilik geçirmekteyim, aafız :D Simit-peynir-lipton poşet çay ile yaşıyorum. ama şikayetçi değilim bir de memleketten kargoyla bal geldi mi süper olacak. İnsanın memleketi İzmir olunca "memleketten" lafı biraz tuhaf oluyor sanki. Yani memleketten pastırma getirir birisi memleket neresidir? Kayseri. Ama memleketten bal geldi diyince insanlar Erzincanlı falan olmanı bekliyor : )

Hafta sonları burası süper. Veriyorum bünyeye kültürü veriyorum kültürü... Hafta sonu İstanbullular -kendileri baya kalabalık bizim üniversitemizde, İstanbul kazanamayan insanlar ilk tercih Kocaeli'ye ikinci tercih Sakarya'ya geliyor benim gözlemlediğim kadarıyla- evlerine gidiyor, annelerinin sıcak yemeğini yemeye, baba ocağına, kardeşleriyle dövüşmeye gidiyorlar... Ulan kardeşimle dövüşmeyi özledim lan! Azbiyo tartaklasam şimdi onu nasıl iyi gelir biliyor musunuz : ) Neyse gittiler İstanbullular ben burada hafta sonu can sıkıntısından kendimi Dünya Klasikleri'ne veriyorum... Kanka oldum Dosteyevskiyle falan...

Burda bizim yurdun yanında bir kave var. Kahve mi desem. Neyse bir de sahibi var oranın. Pek sevdi adam beni : )

Burada günlük tutmaya başladım ben, iki haftadır belki daha uzun zamadır yazıyorum boyna. Bir gün uslu bir çocuk olursam şirinleri görürüm! Bu cümle buraya ait değil bir saniye! Bir gün dizüstü bilgisayar falan alırsam kendime -almak zorundayım da- onların bir kısmını buraya yazmayı düşünüyorum, bu da günlük sonuçta... Ama çok küfür var yaa : ) Makaslarız artık o kısımları. Yok yok makaslayamam, onlar artık tarihi birer belge müdahale etmek tarihe saygısızlık olur; abim de buna çok kızar : )

Yan odadaki 1.92lik çocukla iyi anlaşıyoruz. Razumihin onun adı! Yani ben Suç ve Ceza'yı okurken Razumihin isimli karakteri hep bu eleman gibi canlandırmıştım kafamda. Hani o Raskolnikov'un odası vardı ya, o odanın kapısı çok alçaktı benim zihnimde oluşturduğum resimde. Razumihin de orada ancak eğilerek geçebilirdi, dev gibi bir adamdı bence... Buldum onu. Bizim yurttaymış :D

Neyse yetti bu kadar attırdığım. Ama erotik bir çağrışım, şey, demiştim değil mi bunu :S

"Bin bıçak var sırtımda Vini'yle de adaşsın" derdi bir arkadaşım. Şu vinidipuu'dakiVini : ) Ne manyak adam yaa :D İsmisi de Kerim Berkay'dı selamı var :)

Bitti...

22 Ekim 2009 Perşembe

Pardus 2009 Cilalama



Pardus'uma cila çektim. Biraz renk şemasıyla oynadım biraz da simgeleri değiştirdim ve karşıma bambaşka bir Pardus çıkıverdi. Gnu/Linux'un en güzel özelliği de bu zaten istediğiniz gibi özelleştirebiliyor olmanız.



Renk Şeması: Pardus'ta sistem ayarları yazılımını açıp "görünüm" bölümüne girin. Ardından Renkler sekmesinden "Yeni Şemalar Yükle" tuşuna basın. Böylece Kde-look.org adresi üzerindeki renk şemalarına ulaşabilecek ve beğendiklerinizi indirebileceksiniz. Aşağıdaki ekran görüntüsündeki gibi bir renk şeması istiyorsanız, şiddetle "Konsolta" isimli renk şemasını öneririm. Siyah zemin üzerinde yeşil yazılar insanda grafik ekranda dahi konsol kullanıyormuş hissini yaşatabiliyor. Pardus dışı dağıtım kullananlar için bu adres iş görecektir.



Simge Teması: Renk şemasını hallettiğimize göre şimdi sıra simge temasında. Simgeler sekmesine geçerek "Yeni Temalar Al" tuşunu tıkırdatıyoruz. "Oxygen Refit Black" isimli simge temasını seçip yükle diyoruz. Bu işlem biraz vakit alabiliyor. O da kurulduktan sonra "Uygula" diyerek yaptığımız değişiklikleri onaylıyoruz. Pardus dışı dağıtımlar için bu adres tam isabettir. Artık sizinde aşağıdaki görünüme benzer bir Pardus'unuz var demektir. Afiyet olsun efendim. :)

20 Ekim 2009 Salı

Linux E-Dergiler -Ekim-

Bu ayki E-Dergileri kaçırmayın!


Pardus-Linux.org 13.sayı

İçindekiler

Komut Satırında RSS Keyfi : Canto
Pardus’ta Yüz Tanıma Teknolojisi
Röportaj: Sebastian Kügler (KDE Takımı)
Röportaj: Elizabeth Krumbach (Ubuntu Women)
Makale: Seksi Geek Aranıyor
Makale: Özgür Yazılım Sularında Gezintiler

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SUDO (ubuntu-tr.org)

İçindekiler;

* Editörden (Mustafa ALKAN)
* Ssh, Sftp, Rlogin, Scp Kullanımı (Ayhan AKTAŞ)
* Özgür Yazılım (Murat CEBİR)
* Dosbox (Ömer KIRMIZI)
* At Gözlüğü (Ertan ERBEK)
* Codeigniter 2 (Levent ALTUNÖZ)
* Mac Os Röportajı (Ayhan AKTAŞ)
* Dosya Paylaşım Sistemi (Ertan ERBEK)
* Ubuntu Raid Kurulumu (Ertan ERBEK)
* Preload (Utku DEMİR)
* Güldürü (Yusuf SANSARKAN)
* Open Shot Video Düzenleyici (Murat CEBİR)
* Arch Kurulum Rehberi (Arda DÜLGAR)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Enixma -Ekim sayısı-

İçindekiler:

  • moNO
  • HAL
  • Bilgisayarı TV'ye Bağlamak
  • Misfit Model 3D
  • Subcomposer
  • Bsd - X
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

18 Ekim 2009 Pazar

Lan Günlük




Bazen kendimi fazla mı kasıyorum diyorum lan günlük! Herkese yardım edeceğim diye kendime yardım etmeyi mi unuttum acaba..?

Örneğin iş bulamıyorum lan günlük! Suç ben de mi, yoksa bizi yöneten sevgili(!?) yöneticilerimizde mi onu da kestiremiyorum. Bir yerde bir abukluk var ama acaba nerede lan günlük?

Ben sevmeyi de pek beceremiyorum lan günlük! Valla bak... Ne zaman birini sevsem yüzüme gözüme bulaştırıyorum, işi bok ediyorum.

Geçenlerde fark ettim, ben ağlamayı da beceremiyorum lan günlük! Herkes gibi üzgün bile olsam, üzgün olan herkes ağlarken, ben ancak donup kalıyorum lan günlük!

Ben eğlenmeyi de bilmiyorum lan günlük! Eğlencenin tanımını yap desen, hönk diye kalırım. Bilmiyorum lan günlük, ben eğlenmeyi de bilmiyorum.

Ben içmeyi de bilmiyorum lan günlük! Ya az içip içtiğimden bi halt anlamıyorum, ya da içerken ağzımı tutturamıyorum.

Yani kısacası bir halttan çaktığım yok lan günlük! Sana da neden bu kadar "lan" diyorum, bak onu da bilmiyorum... Neyse, neyse...


16 Ekim 2009 Cuma

Mac Görünümlü Ubuntu


Aslında kullandığım sistemi başka bir sisteme benzetmek gibi bir takıntım yoktur ama MacOs görünüm olarak gerçekten hoş bir sistem. Bu yüzden bir kereliğine bir değişiklik yaptım ve Ubuntumu MacOS X Leopard'a benzettim. Tabi bu benzeme sadece masaüstü resmi, simgeler ve renkler ile sınırlı oldu. Çokta abartmak istemedim yani.

Eğer sizde Ubuntunuzda böyle bir görünüm isterseniz, buradaki adresi ziyaret edebilirsiniz. Ben Mac görünümü istemiyorum, kendi sistemimi kendi zevkime göre yeniden şekillendireceğim diyorsanız, ziyaret etmeniz gereken sitenin burası olduğu aşikar.



10 Ekim 2009 Cumartesi

Yaşaaaamaaaakk Neee Güüüzeeelll!




Son zamanlarda blogumla pek ilgilenemiyordum. Kabızlık dönemi olarak adlandırabileceğimiz bu süre zarfını geride bıraktığımızı onur, sevinç, kıvanç, direnç... vb “nç” lerle duyururum. Artık sık sık yazı yazmaya çalışacağım. Tabi hayatın bana nefes aldırttığı kadarıyla.

Neyse, konumuza dönelim. Hayatımda güzel gelişmeler oldu. Örneğin en sonunda veremediğim Matematik dersini vererek bir üst sınıfa geçmeye ve aynı zamanda bitirdiğim iki yıl için de bir önlisans diploması almaya hak kazandım. Bunun için çok mutluyum. Hani böyle kelebekler, kuşlar, yaşamak ne güzel, hey, hey tadındayım son zamanlarda. Bakalım bu heblef durum ne kadar sürecek ve gerçek hayata ne zaman geri döneceğim.

Bunun dışında uzun zamandır uzak kaldığım bilgisayarıma ve internetime kavuşmuş bulunuyorum. Yahu meğersem ne kadar da alışmışım ben bu merete. Sigara gibi anasını satayım, bir başlayan bırakamıyor.

Evet şimdilik durum bu. Moralim yerinde ve mutluyum. Uzun zamandan beri böyle hissetmediğim için bünyede soğuk duş etkisi yarattı tabi biraz. Sanırım yakında atlatırım. Kendinize iyi bakın..

Linux ile Ralli...!



Araba yarışı oyunlarını sever misiniz? Ben bayılırım. En çok oynadığım araba yarışı serisi Need For Speed idi. Güzel de oyundu. Ama bence bir eksiği vardı. Ben bu tür oyunların daha gerçekçi olabilmeleri için aracı kullanırken oyuncunun aracı tepesinden görmesinden ziyade, içerden direksiyonla birlikte görmesinin daha iyi olduğunu düşünen biriyim. LFS (Live For Speed) oyununda bu ayrıntıyı atlamamışlar.

Linux altında birçok similasyon oyunu oynadım ama; hiçbiri, bu tür oyunlarda grafiğe ve gerçekçiliğe önem veren benim gibi "kıl" bir oyuncuyu tatmin etmemişti. Tam artık ne yapalım bizde FPS oyunlar ile oyalanırız diyordum ki, karşıma http://www.lfs.net/ adresi çıktı.

Oyun bana kalırsa gayet tatmin edici grafiklere sahip ve 256 mb ekran kartına sahip olan bilgisayarımda sorunsuz şekilde çalıştı. Ubuntu 9.04 altında, Wine (1.0.1 sürümü) ile gayet iyi performans sergiliyor.

Oyunun demo sürümünü indirerek denemek istiyorsanız http://www.lfs.net/?page=downloads adresinden indirebilirsiniz. Tam sürüm için ise lisans ( https://www.lfs.net/?page=shop )satın almanız gerekiyor.

9 Ekim 2009 Cuma

Şimdi Haberler...

Ubuntu 9.10 Beta Yayınlandı!
Ekim ayının sonlarına doğru çıkması beklenen Ubuntu 9.10 un beta sürümü yayınlandı. Bu yeni sürümde boot süresini önemli ölçüde düşüren ext4 dosya sistemi ön tanımlı olarak gelecek. Kernel 2.6.31 ve Gnome 2.28 kullanan bu sürümde, pidgin yerine de Empathy Messenger tercih edilmiş. Ayrıca Ubuntu One (http://ubuntuone.com) isimli serviste sisteme entegre edilecek.

Google Chrome'un Linux sürümü sessizce geliştiriliyor...

Google Chrome Linux sürümünü denemek isterseniz http://dev.chromium.org/getting-involved/dev-channel adresini ziyaret edebilirsiniz.

Gnome 2.28 Hazır...!

Linux dünyasının en sık kullanılan iki masaüstü ortamından biri olan Gnome' un yeni sürümü hazır. Geliştiriciler bu sürümle birlikte kullanıcılara daha iyi bir arama motoru, bluetooth yöneticisi, taşınabilir cihazlar için daha esnek güç yönetimi seçenekleri vaad ediyorlar.

Asus EEE PC ve Moblin...

Netbook (mini dizüstü bilgisayar) pazarının iddialı ve adından söz ettiren firması Asus'un mini dizüstü bilgisayarlarında tercih ettiği işletim sistemleri Windows ve Xandros Linux yerine Ekim ayının sonundan itibaren açık kaynaklı Moblin dağıtımını kullanmaya karar verdi.

Yararlanılan kaynak: pcnet

5 Ekim 2009 Pazartesi

Zorunlu Bir Ara

Ailecek içinde bulunduğumuz zor durumlar nedeniyle bir süredir blogumu boşlamak zorunda kaldım. Bu durum bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Beni çileden çıkartan sorunlarımızı bertaraf eder etmez yine buralara döneceğim.

Tabi can sıkıcı gelişmeler dışında hoşuma giden gelişmelerde olmadı değil. Onlar hakkında yazılarımı da çok yakında bu sayfalardan okuyabileceksiniz. Beni takip eden ve takip ettiğim arkadaşlarımdan, özür diliyorum. Kendinize iyi bakın...