27 Kasım 2009 Cuma

Kaç Gün Oldu..?

Yazmayalı kaç gün oldu?Evet işte ben bugün yazıyorum tekrar.Yazmadığım günlerde neler geçti başımdan neler...
*24 Kasım Şiir Yarışması'nda Toralı 2.si oldum.. =]
*23 Kasım pazartesi günü 4 adet hediye aldık en sevdiğimiz 4 öğretmene 4 kişi ortak ..ve 2[4] kasım için(çok 4lü bir gündü)
*24 Kasım günü eski sınıf öğretmenimizin 4 kişi toplanarak 3 liraya aldığımız kalemi kabul etmemesiyle yıkıldım ..!
*En başta bana hayatı öğreten adama hediye almayı unuttum ..(ah benim salak kafam)
*Yine 24 Kasım günü 13.00'te haraket edeceğini düşlediğimiz OTOBÜS'le ödül törenine gitmeyi beklerken resim öğretmenimizin arabasıyla yalaşık 13.30'da haraket ettik..
*2 saat bekledik ve verilen atıştırmalıklardan mahrum kaldık..
*Ödül=Kapşonlu kazak

ve bugün bayram (erken kalktım vallaha bak) o kazağı giydim ben bugün.. Mutluylm =]

23 Kasım 2009 Pazartesi

yirmiüçonbirikibindokuz

Seviyorum ulan memleketimi! İzmir'deyim ben sevgili okur! Okur sözcüğü fazla iddialı oldu sanki, ne bileyim sanki çok okunan bir gazetede köşe yazarıyım bu ne lan... Ama olsun bizim şu dandik blogumuz da bir gün "bissürü" okura sahip olacak inanıyoruz buna diymi bilader(dozi)?
İzmir'e tamamen sürpriz şekilde geldim. Dozi'ye perşembe günü geleceğimi ama herkesin cuma günü geleceğimi bilmesini istediğimi söyledim. Çarşambadan geldim :) Herkese geçer bu da hahayt! Ailede paylaşılamayan eleman oldum ilk iki gün, sonra kimse iplemedi. Şu anda tek numaram kaldı; hala istediğim yemekler yapılıyor...
Perşembe günü, yani geldiğimin ertesi günü, Dokuz Eylüy'de okuyan arkadaşımın yanına gittim. Kendisinden daha önce bahsetmiştim, "Vini'yle de adaşsın" diyen manyak... Eğlenceli güzel bir gün nargilesi ossuun, çayı çikolatası ossuun, manzarası ossuun, iskender yemesi ossuun, karısı kızı ossuun... Bu sonuncusu biraz sapıkça oldu sanki farkındayım ama öyle arkadaş... Sakarya'dan gelen bir insanım ben seviyorum memleketimin gızlarını da :) Sakarya'ya da haksızlık etmeyeyim sonunda oraya mecbur kalacağız, orada da güzel kızlar var... Ama konu bu değil. Konu iskender!
Hayatımda ilk kez iskender yedim, arkadaşın sözü vardı bana "sen hele bir İzmir'e gel iskender söyleyeyim ben sana" diye. Bunca yıl boşa yaşamışım ben. O nasıl lezzettir arkadaş. Aslında konu bu da değil, konu yok öyle bir değineyim dedim. Ayrıca "değinmek" de dedim artık iflah olmam ben. Kesin öğretmen falan olmalıyım.
Neyse ya plansız programsız "birşeyler yazayım lan" diye klavyenin başına oturup yazdığım şu yazı fazla bile uzadı...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Ah benim canım ailem =]

İlk önce size "Koca Göbek" ten bahsetmek isterim;

Kendisi 90-100 kilo arasında,yakışıklı,boylu poslu endamlı bir insandır..Kendi deyimiyle="Enine boyuna ayı gibi bir adam" Babam olur kendileri..Mesleği öğretmenlik, "a,b,c"'nin yanısıra bana hayatı öğretebilecek yegane insanlardandır.Kalp kırmadan önce uyarıda bulunur =D örneğin="kalbini kırarım","ağlatırım seni".Bazen ağır sözleri vardır ama içinde bir ders taşır...Para istediğimde sergilediği o çizmeli kedimsi bakışları insanın içinde acıma hissi uyandırır.Her baba gibi benim deyimimle "cimri"dir."Bakarız","hallederiz" klasik laflarındandır.Aman aman yanına para arzusu ile yaklaşmayın patlayabilir..=D Ağlamama dayanamaz elbet.İki mızıkladım mı veriverir ne istersem.Bu yüzden mızıklamak benim en kuvvetli silahımdır.Şarkılarıda vardır,bana özel yazdığı .. =)

*"hay hayla habalaba lablaba zırttıkı pırttıkı"

*"tok teviyo babatı kıdını"

*"bir kıdım var çocuklar haydi sor sor sor,çok cadıdır kendisi ..Koca yanak deyince akla gelir tamam şimdi buldum Merviş Merviş"

*Merbidi bidi bidi kuş'da ayrı bir hitap şeklidir..



Sıra bıdık kadın anacuğumda..;

Kendisi hayli bıdıktır..45 kg civarında,benden bile zayıftır.Kısadırda ama o öyle şirindir =)

Dozi'nin yanında dili dönmez,konuşamaz..Neden bilmem.Her şeyden önce fedakardır.Saftır ama temiz anlamında.Elbette onunda şarkıları vardır..Örneğin="Taranaytikatom tara tara tikatom".Arada bi' tepsiyi eline alıp ritim tutturur(çok nadir)Şirin,bıdıcık,dünya tatlısı bir kadındır.Canım annemdir..Babam gibi bitaneciktir..


Ağabey..hı??

Benim mühendıs abicigim...Asabidir,takıntılıdır,içine kapanıktır..Bunların yanısıra ne pahasına olurla olsun korur beni..Arkamdadır hep =)Bacı kişiliğimdir ben onun gözünde.Yeni geldi Sakarya'dan.Özlemişim yanaklarını sıkmayı,kavga etmeyi.;Refleksleri kuvvetlidir,gıdıklamaya çalışmayın dayağı yersiniz =DBir işle meşgulken bulaşmayın aman aman ..!Kötü bir kişilik olarak canlandırmayın gözünüzde.O benim için her şeyi yapabilir.Sözlerine inanmaya kalkartsam beni o okutacak galiba=D Dozi ile ürettikleri "cart curt" oyununu beraber epey bir süre oynamıştık ama artık annemin deyimiyle "Eşşek kadar adam/kız" olduğumuz için oynamıyoruz..Bana kalsa her zaman oynarım ama gelde bunu muhendısa anlat(mühendis)=)

Dozi[Özer Abi]
İkinci bir abidir benim için o!Ne zaman moralim bozulsa,canım sıkılsa soluğu yanında alırım...Ayrıca aile taşıma işleriyle görevli müdürdür kendisi xD Bizi taşır ordan oraya[en çok ben].Yo yo arabası yoktur =D Sağolsun yolda yandaşımız olur hep =] Tartışırız,eğleniriz,kavga ederiz,güleriz,film izleriz(benim zorumla) kısacası kardeş gibiyiz.Aslen kuzenim hatta ve hatta amcam olur.Bu kısmı geçelim uzun hikaye...Abimle kavga ettiğimde bizi yatıştıran odur.Hayvanlık yapar harçlığımı bitirirsem harçlığımı da veren odur.Ailede en çok sırrımı bilende odur hatta,ailede en çok güvenilen insandır.Sessiz durur ama konuşkandır özünde =D En yakınımda olan kuzenim olduğu için daha ayrıdır sanki biraz ;)O da belirtmiştir ki abimin yokluğunun acısını ondan çıkartırım.Sarılır,sıkarım,kaburgalarını kırarım =)Yanaklarını sıkarım mesela,sadece sıkmakla kalmam kendimce manilerle eşlik ederim bu operasyona =D Örneğin=Odumuşuku..
Abim gibi bilir,abim gibi severim =)
Not=sakın askere gideyim deme!
Not= Hepiniz iyi ki varsınız =)

Dozilog Yazarları Arttı!

Merhabalar.. 4 Mart 2009 tarihinde tek başıma yayına soktuğum bloguma, yakın süre önce iki yeni yazarı dahil etmiş bulunmaktayım. Böylece daha bir güçlendik efendim. :)

Yeni yazarlarımızdan biraz bahsetmek gerekirse, öncelikle her ikisi de benim yakın akrabam olurlar. Bir nevi blogger' da kadrolaşma çabası diyebilirsiniz. :) Aile şirketi gibi olduk. Bendeniz müteselsilen, diğer yazarlarımız ise sınırlı sorumlu bu şirkette...

Öncelikle aramıza ilk katılan yazarımızdan biraz bahsetmek istiyorum. Kendisi vakti zamanında şu yazıda beni (biraz kaba bir tabirle de olsa) kamuoyuna duyurduğu için, ben de kendisini afişe etmek istedim.

İlk yazarımızın adı Mert. Ben onun amcası olurum. Ama tabi aramızdaki yaş farkının sadece 5 olmasından ötürü o bana abi der ben de ona kardeşim derim. Zaten kardeşim gibi görürüm Mert' i sağolsun o da beni abisi gibi görür. Kendisiyle bütün çocukluğum geçmiştir. Kah kavga edip birbirimizin burnunu, kaşını gözünü patlatmışızdır, kah omuz omuza verip engin dağlar aşmışızdır (mübarek gılgamış destanı sanki). Bütün çocukluğumuz yapışık ikiz gibi geçmiştir neredeyse. Yani bir nevi hem çocukluk arkadaşı, hem abisi, hem de amcasıyım. Karmaşık bir akrabalık türü bizimkisi. :)

Mert biraz kapalı kutu diye tabir edebileceğimiz bir çocuktur. Kendisine zorla bir şeyi anlattıramazsınız, kendisi anlatmak isterse konuşur. Zekidir, ailede matematikten anlayan ender adamlardan biridir. Biraz dengesizdir (abisi kılıklı) birden parlayıp ortalığı birbirine katabilir. Bu gibi durumlarda nabza göre şerbet verilmelidir. Yoksa bırakın annesini, babasını, beni, kralı gelse tanımaz vallahi. İçkiye meraklıdır. Benim, "abim o kadar sık içki içme, alışırsın!" söylemlerimi şimdilik kulak arkası etse de ilerde hak vereceğini ümit ettiğim biridir. Ha tabi ben de sütten çıkmış ak kaşık değilim elbette ama ben gerçekten de nadiren içerim. Bunların dışında Sakarya' da Bilgisayar Mühendisliği okumaktadır. Çok yakın zamanda Kurban Bayramı nedeniyle yamacıma gelecektir, özletmiştir kendini kerata...

Diğer yazarımız ise henüz çok yeni. Bu yeni cimcime yazarımızın adı da Merve. Mert' in kardeşi olur kendisi ve ben yine amca konumundaki kişiyimdir Merve için. Tabi Merve' de bana amca yerine "Özer abi" der. Aramızda 11 yaş vardır. O da benim bir başka kardeşimdir yani. Mert abisinden ayrı kaldığı için ona karşı özlemini benden çıkarmaktadır. :) Sık sık "agujuklumujunubu" türünde tuhaf sesler çıkartarak yanağımı sıkar, çeşitli sevgi gösterilerinde bulunur.

Merve mızmız bir kardeşimizdir. Eğer kendisine bir işi yaptırmak isterseniz biraz uğraşmak zorunda kalırsınız. Ama kendisiyle aramız iyi olduğu için beni pek kırmaz (kırmazsın demi kız?).
Konuşkan biridir. Hatta bazen susturmanın imkansız olduğu biridir. :) Duygusaldır. Hatta daha küçükken kendisine ağlangaç derdik. Her şeye ağlardı. Abisi gibi zekidir ama biraz tembellik vardır. Edebiyatı güçlüdür. Yakın zamanda burada da marifetlerini sergileyeceğini düşünüyorum. Ailenin en küçüğü olmasına rağmen yurt dışına çıkmış tek üyemizdir. Tiyatro, halk oyunları.. gibi girişkenlik gerektiren işlerde ön saflardadır. Şu anda İlköğretim 7. sınıf öğrencisidir.

Kısaca yeni yazarlarımızı tanıttık.. Görüldüğü gibi ailecek Blogger' a demir atmış bulunmaktayız. Allah blog alemine sabırlar versin! :) Artık her telden konu ve konuklarımızla yayın hayatımıza devam edeceğiz.
* SON *

17 Kasım 2009 Salı

Dolu dolu ne yaşayabilirim bir günde?

Yine aynı monoton [doğru mu yazdım ki?] okul günlerinden biri...Benim ne abim gibi bira maceram ne de kuzenim gibi pardus kurulumu hikayelerim olamaz,olmasıda beklenmezbacaklarımı kırabilirler mi diye soruyorum kendime ..Pardus konusunda değil tabii =D Evet hergün yazıp hergün sizi sıkmak ve bu siteden göndermek amacım.Ne yapabilirim bunu meslek edinmek istiyorum =D Klavyenin her bir tuşu heyecan katıyor bugün bana..Açıklama kısmı bu kadadı..Bugün yine sabahın köründe dikilmek çok zor geldi..Kahvaltı dahi yapmadım desem doğru olur..Aşşağıya inip arkadaşımı tam tamına 6 dakika bekledim.Annemle kavga etmenin verdiği üzüntü ve yeni 83 Tl lik{burası sadece hava için} çizmelerimi giyememenin verdiği buruklukla anca o kadar bekleyebildim,iyi ki daha çok beklemedim çünkü bugün okula 1. dersin bitişine yakın geldi xD Okulda yine ince ayrıntılarla uğraşmakla yükümlü diğer bir arkadaşım herkesin bildiği,hatta benim bile bildiğim [1] bir şeyi sadece söylemiş olmak için söylemeye kalkınca "of" dedim..Aaa ayıp ettik olmadı damarına bastık tabii kızın, aynen "sus" şeklinde yanıtı alıp oturma durumları söz konusu oldu ama öyle yapmadım{burayı geçelim burası uzun} açıkçası kendimi ezdirmemeye elverişliydim bugün{2}.En yakın arkadaşım dün şaka anlamında bir söz sarfetti bu sefer damarına basılan ben oldum tabii neyseki bugün hallettik.Dikkat ettimde ben kararlıyım bugün,devam etmeye ,vazgeçmemeye.. ve ya gayet çabuk vazgeçmeye .. =[

(1)=Gayet güzel anlatım bozukluğu çıkardı örneğin="Herkesin hatta benim bile bildiğim" [abim sağolsun]
(2)="elverişli" kelimesini kullanma nedenim "meilli" kelimesinin yazımından emin olmamamdı..
(ayrıca bu notlar gayet gereksizdi =D... Ama dipnot.. Bunu bana öğreten Rahmetli sosyal bilgiler öğretmenimin anısına .. =[ )

16 Kasım 2009 Pazartesi

İşte Yeni Birgün

Bugün erken atıldığım yazarlık hayatımda halka açık 2. deneyimimin başladığı gün..Aile şirketi düzeyinde olduğundan olsa gerek heyecanlı değilim..Abimin fikri ve kuzenimin desteği sonucunda işte buradayım..Bu sırada annemin ders çalışma zorlamaları duyuluyor,neden acaba?"Yazını yaz çabuk ders çalış" diyen annemin bu isteğini yarım saat içinde unutması dileğiyle =D Sanmıyorum ama yinede umutluyum ..Çok fazla "." kullandığımın da farkındayım ayrıca ...Boşladım bu sıralar dersleri,tabii bu sitenin diğer bir yazarı olan abim bu duruma sevinmeyecek =D 7 gün 24 saat annanem ve ayıcığımla meşgulum,çünkü O[annanem] apayrı bir çocuk =D Ayıcığımın elini ısırdığını öne sürüyor...Halbuki o masum,canlı dahi olmayan bir ayıcıktan böyle bir girişimde bulunmasını bekleyemeyiz..Şimdilik bu kadar yeter mi? [evet!]

Kısa bir not=Çocuksu olabilir...İlk gün heyecanına da verebilirsiniz..Ya da bu ne hal çoluk çocukla mı uğraşacağız diyip beni bu siteden atabilirsiniz.. Hatalarımdan dolayı(tabii varsa) özür dilerim =]

dsjbnşjbn

-Bira bardağı almak için kaç bira almak lazım, diye sordum tekel bayii sahibi insana
-Farketmez koçum, dedi tekel bayii sahibi insan
-Ehi ehi iyimiş o zaman, ben iki efes şişe bir ektra alayım
-Ektram kalmadı bee, onun yerine baika bir şey vereyim sana, hmm beks vereyim?
Aslında süper bir teklif beks teklifi, çünkü kaçtır önünden geçiyorum tekel bayiinin beks biraları da gözüme takılıyor... Nedir la bunlar diyorum bir de bunlardan içsem acaba tadı farklı mı..?
-Süper olur abi ver bir tane beks iki şişe efes bir de bira bardağı, diyor paramı ödüyor biralarımı alıyor mutlu mesut fıstık alacağım kuruyemişçiye doğru yol alıyorum. Baya baya yüzüm gülüyor. Halbuki hemen beş dakika önce marketin önünde nasıl sinirlenmiş nasıl küfretmişim. Saat onbuçukta market mi kapatılır "ananiskyym, ananısskkyymm!"... Sonrası malum tekel bayi sahibi abinin bardak ikramı sakinleştiriyor bünyeyi.
Ama şaka maka ne zamandır düşünüyordum bira bardağı edinmeyi. Seviyorum arkadaş bardaktan bira içmeyi, hele yanında fıstık varsa ve hele hele güzel bir müzik...
Neyse, teşekkür ediyorum bana bu bardağı veren abiye, öpüjem abijim..!

6 Kasım 2009 Cuma

Bitti Benimki...

Hasta olmak arada insanın işine yarıyormuş demek ki. Uzun süredir büyük bir kısmını okuyup, bir türlü bitiremediğim iki kitabımı da bitirmiş bulunuyorum. Nasıl mutlu oldum anlatamam!
Tabi şimdi bundan bize ne diyeceksiniz ama; haklısınız valla, ne diyeyim...

5 Kasım 2009 Perşembe

Berberle Kasap

Sizlere ananemin bir hikayesini anlatmak istiyorum. Madem aile şirketine döküyoruz biz bu işi ananemin başı kel mi!

“Bir kasap bir de berber varmış. Bunların oğulları güreş etceklermiş. Kasap her gün et yidirmiş oğluna. Berber her gün oğlunun kafasını tıraş etmiş. Güreş etmişler kafası tıraş edilen et yiyeni yenmiş!”

Bu hikayeden çıkaracağımız ders: Karı gibi saç uzatmayın!
Ailemizde ne zaman birisinin saçı normalden biraz uzun olsa, ananem kurbanını yakalayıp bu hikayeyi anlatır. Ben çok dinledim bu hikayeyi, abartmıyorum on kez dinledim.
Dozi de dinlemiştir :)

Bir de rahmetli dedemin “ceki çen” hayranlığı vardır ama o başka konu :)

Lafı ananemden açmışken, kendisinin hit esprisini de sizlerle paylaşmak isterim… Yemek yeniliyordur, “anane otur yemeğe” dersin, “geçen sene yedim ben keh keh keh” der.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Hastayım..




Son günlerde rahatsızlıklar peşimi bırakmıyor. Geçen gece dayanılmaz bir baş ağrısıyla bir damla uyku uyuyamadan sabahı ettim. Şimdide eski bir rahatsızlığım nüksetti ve ameliyat yaram apse yaparak hayatı bana zindan etmeye karar verdi.

Yine bütün geceyi bir damla uyku uyuyamadan geçirdim. Aldığım ilaçlarda pek işe yaramadı.. Bakalım bu işin sonu nereye varacak. Belki içinizden kardeşim doktora gitsene diyorsunuzdur ama maalesef ben pek doktora giden biri değilimdir. Çünkü ne zaman doktora gitsem başıma olmadık işler gelir benim. Ya ameliyat kararı alırlar, ya da hastaneye yatırırlar. :) Neyse bakalım birkaç güne iyileşirim umarım. Çünkü sıkıntı verici bir durum bu.. Haydi kendinize iyi bakın. Çok yakında yeni konu, konuk ve zırvalamalarla karşınızda olacağım. Ha birde büyük ihtimalle yakında bir yazarımız daha olacak.. İyice aile şirketine çevireceğiz burayı.. :)

1 Kasım 2009 Pazar

Bugün

* Bugün güzel bir gün, ama çok değil biraz güzel.
*Bugün ilk kez montumu giydim ben, botlarımı da giydim. Nisan sonuna kadar çıkartmıycam artık. Yani İzmir'de öyle yapıyordum burası daha soğuk olur hazirana kadar çıkarmam bilemiyorum
*Bugün sonunda gece yatıp sabah 9a gelirken uyanmayı başardığım gün.
*Bugün bol bol anlık sevinç yaşadığım gün.
*Bugün Cimbom'umun 2-0 kazandığı gün Sivasspora karşı
*Bugün yalnızlığı iyicene tee burama kadar hissettiğim gün aynı zamanda
*Bugün botlarımı suyun göbeğine göbeğine bastığım gün! Bunun bir anısı var bende; çook küçüktüm, annem beni İzmir'e hastaneye götürmüştü sanırım -hep hastaneye giderdik zaten İzmir'e. Yağmurluydu, yerlerde minik gölcükler oluşmuştu tabii ki. Ben de oyun etmiştim o suların içine tam ortasına basıp su sıçratmayı, annem kızıp "basma suların göbeğine göbeğinee!" demişti çok gülmüştüm suyun göbeği mi olur diye... Annem de gülmüştü sonraları hatırlayıp...
*Bugün Erol'la kafenin birinde oturup içtiğimiz 4 çaya 7lira verdiğimiz gün. Çayların ikisi büyük ikisi küçük, pahalı lan!
*Mutluluk ucuz bir şey değildir! diye yazdım şu anda arkadaşıma MSN'den... Böyle tarihi bir lafı ettiğim gündür bugün. Belki de bir gün aslında pahalı da birşey değildir derim. Bilmiyorum şu an pahalı ve uzak duruyor...
*8buçuk liraya mutlu oldum aslında ben bugün.
*Sadullah abinin isminin Sadullah olduğunu öğrendim bugün.
*Bugün ben yine Sahra Kebap'a gittim. Sadullah abi lise2 den terk olduğunu söylüyor. Bence müşteri nasıl bağlanır konusu üzerine yüksek öğrenim görmüş mastır mustur yapmış bir adamdır. Ya da belki de doğal bir yetenek ve ben saçmalıyorum.
*Bugün Sahra Kebap'ta Patlıcan Kebap söyledim ben! "Doğum günüm şerefine bir ziyafet çekeyim" dedim Sadullah abiye. " Oo, doğum günün kutlu olsun kardeşim. Şimdi bizim de sana birşeyler yapmamız lazım" dedi o da. "Gerenk yok yapılır bir ara ehe ehe ehe" gibisinden saçmaladım ben bugün.
*Evet! Doğum günüm bugün benim!
*Birsürü ikramla yukarıya akıp durdu Sadullah abi. Haydari ve ezme getirdi. Yanında pide ekmeği ve salata. Sonra lavaş ekmeği ve kıymalı kaşarlı küçük bir pide. Ben onları tıkınadurdum bir süre bugün.
*Sonra patlıcan kebabım geldi yukarıya. Sonra Sadullah abi bir daha geldi elinde çayıyla "oturabilir miyim kardeşim?" dedi. "Tabii abi" dedim. Bak şimdi geldi aklıma "Dükkan senin abi eheh" esprisini yapabilirdim o anda. İyi ki o anda gelmemiş aklıma!
*Oturdu Sadullah abi karşıma sohbet ettik bol bol. Beğenip beğenmediğimi sordui çok güzel olduğunu söyledim. Kaç yaşıma girdiğimi söyledi, 19a girdiğimi söyledim. İsmini sordum, Sadullah olduğunu söyledi. Bu böyle gitti bugün.
*"Üstüne tatlı getircem ben kardeşime" dedi, "sen bilirsin abi" diyebildim.
*Böyle işte. Bugün ailemden uzak ilk doğum günümde, arkadaşlarımdan uzak ilk doğum günümde; Sadullah abi bana 8buuçuk liraya mutluluk sattı. Alan razı satan razıydı. Gökten üç elma düştü...