5 Aralık 2009 Cumartesi

sıfırbeş-oniki-ikibindokuz

Az sonra anlatacağım olay dün geçti. Yani 4-5 saat önce geçti. Kısacası "sıfırdört" gününden bahsediyorum...

Sabah 11 sularında annem tarafından uyandırıldım. Antibiyotik içmem gerekiyordu, ama sabaha karşı 6da uyumuştum çok uykusuzdum, zar zor birkaç lokma ekmek yeyip antibiyotiğimi içtim. Henüz soğumamış yatağıma geri döndüm, o biçim uyudum.

4 gibi 5 gibi birşeylerdi, tam hatırlamıyorum. Uyanıp sağlam bir karnımı doyurdum. Sonra arkadaşım Çağdaş'ı arayıp özetle "dışarı çıkıyor muyuz" dedim. 2-3 saat sonra Çağdaş'la buluşup yazının asıl olayının geçeceği yere "Hadi Gari"ye gittik. Hiç birşey içemeden kalkıp babamın eve gittik oradan. Balık yapmıl kerata baya da güzel yapmış. Hoş beş sohbet, yedik içtik vesaire. Oradan çıkıp türkü cafeye gittik. Güzeldi. Sevdiğim şarkıları türküleri söylediler ki çok türkü dinleyen bir insan değilim. Kerim ve Didem Abla'yı bekledik orada. Sözde onlar da geleceklerdi. Ama bizi çok fazla beklettiler, biz sıkıldık kalktık oradan tekrar hadigariye... Mesaj attım giderken oraya gelin diye. Gittik mekana. Ben bir nargile söyledim, elmalı. 10-15 dk geçmeden Kerim ve Dido(Didem Abla) gediler.

Ortam güzeldi, espriler havada uçuşuyor, çay-nargile... Ben iki üç tane çay içtim, bir kez köz değiştirttim. Kerim'le Dido tavlaya başladılar sonra. Hiç sevmem tavlayı, çok sıkıcı geliyor bana. Sonra Çağdaş gitti evine. Biz hala oturuyoruz ve ben hafiften homurdanmaya başladım "zkecem tavlanınızı" gibisinden, onlar hala kapı alıyor... Ben nargileme devam ediyorum, onlar tavlaya devam ediyor. Ben nargileye onlar tavlaya...

Sonra ben dedim bir işeyeyim. Tuvalete gittim. Tüm ayrıntıları yazmama gerek yok sanırım neyse ellerimi yıkıyorum. Feci halde başım dönmeye başladı. Lavaboya tutundum sonra tutunamadım yere oturuyor gibi oldum. Mekan sahibi isminin Özcan olduğunu öğrendiğim abi gelip "iyi misin?" dedi. "Hayır" dedim. Kolumdan tutup kaldırdı, yardımcı oldu yürümeme bir yere oturttu beni. "Uzan sen" dedi. Gidip -çörçil galiba ismi- soda limon tuz karışımıyla geldi.

Meğersem ikinci közden itibaren nargilenin aroması bitermiş ve safi kömür çekermişiz ciğere. Meğersem Özcan abi daha önce mekandan hastaneye adamlar götürmüş bu yüzden... Bildiğin zehirlenmek! Ve de benim başıma gelen tansiyon düşmesi miymiş neymiş... Bir süre uzandım. Arada geldi Özcan abi, kolanya falan döktü. Sonra tekrar tekrar gelip sordu "nasılsın şimdi" diye. Biraz daha iyi olduğumda teşekkür edip doğruldum. Yine de iyi hissetmiyordum ama eskisinden iyiydim, ayakta durabiliyordum hiç olmazsa. Kerim Dido geldi içeri hadi Merto hesabı ödeyip kaçalım diye. O sırada ben oturmuş Özcan abiyle nargile hakkında konuşuyordum. Dido da koymuş Kerimime :)

Hesabı ödeyip evlere dağıldık işte...