2 Mart 2010 Salı

Mert'in Hayali Dostlar Mekanı

Tükürüklerimden bir deniz yaratacağım yakında. Sigara izmaritlerinden bir plaj da yaparım yanına. Pek rağbet gören bir koy olmaz. Pis kokar muhtemelen ıslak izmarit işte. Denizi de pek hijyenik olmaz tabi ki. İnsanlar oraya gelmek istemezler. Şezlonga uzanıp güneşlenmek falan... Zaten büyük ihtimal her daim kara bulutlar dolanır benim denizimin üstünde, isteseler de güneşlenemezler. İsteseler derken kast ettiğim topluluk koku alma yeteneğini kaybetmiş insanlar. Kötü kokar demiştim. Çok zorlayıp kurcalayınca saçlarım dökülebiliyor. Madem bir deniz yarattım dökülen saçlarım da denizin yosunu olur. Hatta daha da iğrençleşeyim göz çapaklarımı doğru kimyasalları kullanırsam sertleştirebilirim belki, bilirsiniz çapak denilen şey yumuşaktır elde dağılır.
Yanına da bir otel dikerim denizimin. Hayal kırıklıklarımdan ve başarısızlıklarımdan. Devasa birşey olur. Yapı malzemesi hayal kırıklığı ve başarısızlık olan bir bina tabi ki kasvetli bir yer olur.
Otelin personeli olmalı. Daha önce yazdığım ve de pek bir halta benzemeyen hikayelerimdeki karakterleri çalıştırırım orada. Zaten onlar da genelde benim gibi tiplerdi. İşsizdiler, mutlu olurlar. Salih orada çalışır Sabri, Halil, yaşlı ve ismini koymaya tenezzül etmediğim amca, küçük ve ismini koymaya tenezzül etmediğim kız... Hepsine bir iş bulurum.

Kimse gelmez iğrenç denizime ve onun hemen yanındaki kasvetli otelime. Herkes, herşey bana hizmet eder. Otellerin kral daireleri olur. Orada kalırım, iğrenç denizime girerim günde bir kez. Şezlonga da uzanırım. Otelime, daireme dönerim. Tüm personelin eli ayağı titrer. Yiyecekler içecekler getirilir önüme. İştahla yerim. Oturur televizyon izlerim, bir lig maçı belki... Ya da güzel bir filme rastlarım televizyonda, hani sağ üst köşede "TV'de ilk kez" yazan filmlerden birine. Zaman öldürürüm.
Daireme çıkarım. Tükürükten denizime bakan cama yastlanırım. Orada bir yerde bir sehpa vardır herhalde, sehpaya çayımı bırakırım. Bir sigara yakarım. Afiyetle zehirlerim kendimi. Sonra izmariti aşağıya atarım. Düşüşünü izlerim, yere çarpana kadar bakarım. Sonra da tükürürüm. Bir kez daha tükürürüm.