26 Kasım 2010 Cuma

İnsanlar falan filan

Bu yazım tüm geri kalmış uygarlıklara gelsin. Birşeyler yazmak için ruh halim pek uygun değil aslında. Mutluyum çünkü, keyfim yerinde. Ördeğe benzeyen bi' kız var mesela, bir de cesaret edip onunla tanışabilsem çok iyi olacak ama. Hakket ördeğe benziyor. Pokemon Saydek vardı ya, ona benziyor. Burnu falan da uzun. Hem sivilceli. İğrenç aslında. Ama tatlı. Neyse

"Sigaram bitecek diye korkuyordum, sonra amaan dedim, en kötü ihtimal yedekteki marlboro'larımdan içerim. Zenginlik dert azizim."

Böyle yani, zenginim. Aslında değilim, en fakir dönemimi yaşıyorum ama yedekte malbuş tutan adam zengindir. O kadar! Birşey daha. Sevmedim ben marlboro'yu, nedense sevmedim.

Karıştırmadım blogları, kendim bloguma yazacağım bir tarz yazıdır bu çünkü, bu blogda dozilog'da gündelik yazılar pek bulunmaz, az bulunur. Benim günlük tarzı yazılarım ise 8-10 aydır buralarda yok. Ama buraya yazayım istedim bu sefer. Hazır dozilog'a yazıyorken, logoda da yazdığı gibi "teknoloji" ile ilgili ve hatta direk derslerini gördüğüm şeylerle ilgili bir yazı hazırlayabilirdim. Ama tembelim ben. Onunla mu uğraşacağım? Zaten henüz pek bir halt bildiğim de yok. Hem başarısızım da. "Loser" ım ben. Amerikan filmlerinde birinin alnına ya da kıçına yazarlardı bu "loser" ı. Büyük hakaret sanırsam. Çünkü bu kötü şakaya maruz kalan insanevladı çok utanır çok sinirlenirdi. Türkçe'ye aynen çevirince "kaybeden..." O kadar da büyük bir hakaret değil bizim için. Hatta gerçeklik.

Eğer ben mucize bekliyorsam hayattan, "loser" olmuş çıkmışımdır anasını satayım. Ki bekliyorum. Böyle böyle bir şeyler olsun abi, herşey süper olsun, ama ben yatmaya devam edeyim.

Boyu da uzun ama. Uzun boylu bir ördek yani. Belki kuğu olur sonradan da döt eder beni. Yok yok kuğu olmasın hiç. Böyle daha erişilebilir. Kendi kendime gaz verebiliyorum henüz, bir gövel ördektir o diyebiliyorum, yeşil başlıdır ne olacak diyebiliyorum. Kuğu muğu olmasın.

"İnsanlar yavşaktır Mert" derdi babam bana. Ve insanlar bilmemneydir de derdi de o kadarına gerek yok. Doğru diyor babam. Yapıyor bunu bazen. Düz mantık kurası geliyor insanın. İnsanlar yavşaksa, ben insansam... ben niye yavşaklık yapmıyorum ki?

"İnsanlar görmezler/bilmezler/duymazlar" diyor Kurban da. O yanlış biliyor ama. Her haltı görüyor her haltı biliyor benim tanıdığım insanlar. Ve her haltı, duymaları gereksin gerekmesin duyuyorlar. "İnsanlar yavşaktır." Ben de "loser" ım. Dozi de capon. Bunu yazan da Tosun. Hayde.

8 Kasım 2010 Pazartesi

GnuJump -Hopla zıpla eğlen!-






















Sizlere Linux'ta oynamaktan zevk aldığım ufak oyunlardan birinden bahsetmek istiyorum. GnuJump, diğer ismiyle SDLJump, şirin bir karakteri zıplatarak, sürekli aşağıya doğru akan engellerden yukarıya doğru çıkarmak ve aşağıya düşmemek üzerine kurgulanmış bir oyun.  Kahramanımızı ne kadar yükseğe çıkarırsak aldığımız puan da o kadar fazla tabi. :)

GnuJump birçok dağıtımın  paket yöneticisinde mevcut. Pardus'ta "sudo pisi it gnujump" komutuyla, apt kullanan dağıtımlarda (debian,ubuntu.. vb) ise "sudo apt-get install gnujump" komutuyla ya da dağıtımınızın paket yöneticisi aracılığı ile sisteminize kurabilirsiniz. Oyun kurulduktan sonra menülerde oyunlar kategorisinin altında belirecektir.

    Oyunu açtığınızda sizi gayet basit bir menü karşılar. New Game ile yeni bir oyun başlatabilirsiniz. Oyunun ayarlarını değiştirmek için Options menüsünden yararlanabilirsiniz. En yüksek skorları Highscores bölümünden görebilirsiniz, Replays ile önceki oyun kayıtlarınızı izleyebilir ve Quit ile de oyundan çıkabilirsiniz.

    Oyunu oynamak için sadece yön tuşlarını kullanıyoruz. Zaten gidebileceğimiz yönler de; yurarı, sola, sağa şeklinde. Tabi bu tuşları ayarlardan değiştirmek, yerlerine başka tuşlar atamak mümkün.


    Benim bu oyunda en çok hoşuma giden şey oyun için sesleri. Önerim oyunu hoparlörleri son ses açarak oynamayın, yoksa konu komşu evde birini boğazlıyorlar sanabilir. :) Çünkü kahramanımız boşluğa düştüğünde bir feryat koparıyor ki akıllara zarar.

     Oyunda bazı temalar mevcut. Bunlara Options -> Choose Theme menüsünden ulaşabilirsiniz. Benim favori temam ise wincrash isimli tema. :) Wincrash teması aşağıdaki görünüme sahip. Gördüğünüz gibi bu temada kahramanımız Bill Gates. :) Boing boing nidaları arasında Bill'i zıplatmak çok eğlenceli. :)  GnuJump gayet basit bir oyun olmasına rağmen bağımlılık yaratabilecek bir oyun.

   Oyunun anasayfasını ziyaret etmek için tıklayın. Bol eğlenceli oyunlar dilerim. :) Hoşçakalın...

6 Kasım 2010 Cumartesi

Pardus Kullanıcı Anketi

http://blog.bluzz.net/pardus-kullanici-anketim/ adresindeki ankete katılarak Pardus hakkındaki görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Anket ne kadar fazla kişiye ulaşırsa sonuçlarda o kadar gerçekçi olacaktır diye düşünüyorum. Bu yüzden blog sahibinin de iznini alarak burada konuyu paylaşmak istedim. Belki de anket sizlerin de katılımıyla geliştiriciler için bir kaynağa dönüşebilir. Linux'la kalın! :)

4 Kasım 2010 Perşembe

Google Araç Çubuğu


Firefox için kullanışlı bir araç çubuğunu tanıtmak istiyorum izninizle. Gerçi muhtemelen aranızda kullananlar vardır ama ben henüz haberdar olmamış olanlar için ufak bir tanıtım yapayım istedim. Çünkü sık sık google hizmetlerini kullananların işini görecek bir araç çubuğu olduğunu düşünüyorum. 

Ben normalde araç çubuklarından pek hoşlanmam. Çünkü araç çubuğu dediğimiz zamazingolar, tarayıcılarımızın üst kısmını zapt ederek kalabalık yaparlar ve bizlerin görüş alanlarını da daraltırlar. Ancak özellikle Gmail, Google Favoriler, Google Dökümanlar, Google Haberler, Kişisel Web Geçmişiniz, Gruplar, Blog arama, Google Takvim, Picasa Web Albümleri gibi hizmetleri kullananlardansanız, bu hizmetlere araç çubuğu sayesinde daha hızlı erişebilirsiniz. Araç çubuğunu yüklemek için bu adresi ziyaret etmeniz yeterli. Araç çubuğu Linux'u da destekliyor. Yani tek ihtiyacınız bir adet Firefox. :)

Araç çubuğumuzu yükledikten sonra hizmetleri kullanabilmek için oturum açmamız gerekiyor. Bunu araç çubuğumuzun en sağındaki oturum açma bölümünden yapabilirsiniz. Böylece Gmaildeki e- postalarınıza tek tıkla erişebilir, sosyal paylaşım sitelerinde tek tıkla içerik paylaşabilir, favorilerinize yeni adresler ekleyebilir, internet geçmişinizi kontrol edebilir ve daha birçok google hizmetine tek tıklamayla erişebilirsiniz.

Google araç çubuğu ile ilgili daha ayrıntılı bilgiye, Google'ın kendi hazırladığı tanıtım sayfasından ulaşabilirsiniz. Ee tabi Google kendi ürününü benden daha iyi anlatacaktır. :) Görüşmek üzere, haydi benden eyvallah.

Lifeograph -Şahsi Dijital Günlük-

    Lifeograph, sade ve hoş bir arayüze sahip olan günlük yazılımıdır. Benim gibi bilgisayarında günlük tutmayı seven GNU/linux kullanıcıları için güzel bir yazılım. Lifeograph, Ubuntu depolarında bulunmakta, "sudo apt-get install lifeograph" komutunu terminalde işleterek ya da Uygulamalar --> Ubuntu Yazılım Merkezi yolunu izleyerek yazılımı sisteminize kurabilirsiniz.


Lifeograph'ı ilk açtığımızda bizi gayet sade bir giriş ekranı karşılıyor. Günlük --> Yeni bir günlük oluştur diyerek günlüğümüze bir isim veriyoruz ve günlük dosyamızın nerede tutulmasını istiyorsak o dizini seçip işlemi tamamlıyoruz.

  
Günlüğümüze birşeyler karalamaya başlamadan önce mahremiyetimizi korumak için şifre oluşturmamamız gerekiyor. Bunun için Araçlar --> Parolayı değiştir menüsünü kullanıyoruz ve günlüğümüz için bir şifre belirliyoruz. Lifeograph'ın en güzel özelliklerinden birisi de bu şifre belirleme olayından sonra gün yüzüne çıkıyor. Siz şifreli günlüğünüze bir müddet herhangi bir yazı yazmazsanız, yani yazılım boşta kalırsa, sizin ekran başında olmadığınızı varsayıp günlüğü kapatıp giriş ekranına dönüyor. Böylece sizin açık unutup gitmeniz halinde bile kimse günlüğünüzü okuyamıyor. :)
   
Günlük yazarken herhangi bir internet sitesine bağlantı vermek için yapmanız gereken sadece http://****.com şeklinde adresi girmek. Dosyalara bağlantı vermek için de file:///home/*** şeklinde yolu belirtmek gerekiyor. E posta için de mailto:falanca@filanca.com şeklinde yazmalısınız. Lifeograptaki günlük kayıtlarını arasında bağlantı vermek için 2010/10/23 (yıl-ay-gün) şeklinde yazabilirsiniz. Ofis yazılımlarından hatırlayacağımız Ctrl+B (kalın yazı), Ctrl+i (italik yazı) gibi kısayollarda kullanılabiliyor. Ayrıca Ctrl+H ile de vurgu rengini değiştirebiliyoruz. Günlük yazarken Tab tuşuna bir kez basarsanız alt başlık oluşturmuş oluyorsunuz. = ve = karakterleri arasında yazdığınız yazılar üstü çizilmiş olarak görünüyor. Yazdığınız günlüklere en alt kısımdan etiketler verebiliyorsunuz. Yazıları yazdığınız kısma sağ tıklarsanız; imla denetimi,tema düzenleme, girdi yöntemlerini değiştirme gibi seçenekler karşınıza çıkar. Yazdığınız günlükler arasında arama yapabilirsiniz. Bunun için üst taraftaki arama kutusunu ya da Ctrl+F kısayolunu kullanabilirsiniz.

   
Hayatının dijital kayıtlarını tutmak isteyenler için güzel bir yazılım. Bir blog yazarı olarak blogspottan sonra en çok kullandığım ikinci günlüğüm diyebilirm Lifeograph için. :) Bu arada Lifeograph'ı geliştiren Ahmet Öztürk'e de teşekkür ederim. Haydi benden eyvallah

3 Kasım 2010 Çarşamba

Son günlerde herşeye karşı ilgisiz bir adam oldum ben. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Öylesine oturuyorum. Arada tv izliyorum, arada da arşivdeki filmleri oturup bilmem kaçıncı kez tekrar izliyorum. Şöyle bi dışarı çıkayım, iki insan evladı göreyim, birkaç arkadaşı arayayım hal hatır sorayım... yok! Tek yaptığım bilgisayar karşısında pineklemek. Bilgisayarın başına geçip yararlı bi iş yapsam yine kızmayacağım. Öylesine boş boş işlerle uğraşıyorum işte. Gerçi tüm bu ilgisiz, vurdumduymaz halimin bir nedeni de 2-3 gündür hasta olmam. Ama bu konu can sıkıcı bir konu olduğu için ve daha önce blogda bahsettiğim için tekrar tekrar anlatmak istemiyorum. Gerçi bu seferki başka bi rahatsızlık ama.. neyse zorlama okuyucu anlatmayacağım işte!

Zaman zaman bu sayfaya uğrayanlar fark etmişlerdir sanırım. Yine blogun tasarımını değiştirdim. Siyah renkten ve bannerdan sıkılmıştım. İkisini de ani bir kararla yeniledim. Mavi mavi güzel oldu bence.

Ha bu arada blogumu izleyenlerin sayısı iki elin parmakları kadardı, artık o kadar da değil. :) Bu da demek oluyorki blogun gidişi gidiş değil. Acilen yönetim kurulunu toplamalı ve gerekli önlemleri almalıyım. Bu blog yerinde sayıyor, kimse sorumlusu çıksın ortaya diye haykırmalı, gerekirse bu durumdan sorumlu kişiye iki tokat aşk etmeliyim. Haydi eyvallah...