19 Şubat 2011 Cumartesi

Pardus 2011 Çözünürlük Sorunumu Çözdüm


Bir önceki yazımda Pardus 2011'de canımı sıkan tek sorunun, sistemi istediğim çözünürlükte kullanamamam olduğunu bildirmiştim. 1280×1024 çözünürlüğe alışmış biri olarak 1024×768 hem benim gözüme kaba geliyordu, hem de ekranımı verimli kullanmama engel oluyordu. Pardus 2011'i kurduğum günden beri bu konuyla ilgili araştırmalar yapmış ama olumlu bir sonuç alamamıştım. 
Pardus 2011'de artık xorg.conf dosyası kullanılmıyor. Bunu önce bu dosyaya elle müdahale etmek istediğimde dosyayı bulamayınca fark ettim. :) Sonra da forumlarda araştırdım ve artık o dosyanın kullanılmadığını okudum. O günden beri bazen "aman canım güncelleme gelir düzelir" diyerek boş verdim, bazen de "bunun başka bir yolu olmalı" diye düşünerek araştırdım durdum. Pardus'un bütün ayarlarını kurcaladım. Tüm sistem kayıtlarını taradım. Ama hiçbir çözüm bulamadım. Tam artık iyice ümitsizliğe kapılmışken, bilgisayardaki yedek dosyalarım arasında bir dosya dikkatimi çekti. Sanki bana "gel dozi ilacın bende" diyordu. İstem dışı ona doğru seğirttim. :)
Bu bahsettiğim dosya, bilgisayarımdaki diğer Linux dağıtımım olan Ubuntu'nun xorg.conf dosyasının yedeğiymiş meğer. Birden kafamda bir şimşek çaktı. Bu dosya benim ekran kartım için zaten hazır bir şekilde ayarlıydı. Bu dosyayı Pardus'un /etc/X11/ dizini içerisine xorg.conf ismiyle kaydedersem belki o zaman bu sorun çözülür diye düşündüm. Zaten daha önceleri de Pardus ve ya Ubuntu'da çözünürlük sorunu yaşadığımda bilgisayarımdaki diğer dağıtımın doğru çözünürlükte çalışmasını sağlayan xorg.conf dosyasını alıp, düzenleyip sorun yaşadığım dağıtıma uyguluyordum. Ancak bu sefer durum biraz farklıydı. Çünkü Pardus artık bu dosyayı kullanmıyordu. Bu yüzden işe yarayıp yaramayacağına emin değildim. Ama yine de denemekten zarar gelmez diye düşünüp uygulamaya koydum.
Konsolda "su -" komutunu verdim, root parolamı girdikten sonra "dolphin /etc/X11" komutuyla dolphin'i root haklarıyla açtım. Daha sonra dosyalarımın arasında bulduğum Ubuntu'ya ait xorg.conf dosyamı Pardus'un /etc/X11 dizininin içerisine yine xorg.conf ismiyle kaydettim. Biraz korkarak Pardus'u yeniden başlattım. Ve en sonunda ekranım 1280×1024 olarak açıldı. :)
Bu çözüm ne kadar uygundur bilmiyorum. Çünkü sonuçta Pardus artık öntanımlı olarak ekran ayarları için xorg.conf dosyasını kullanmıyor, ayarları otomatik olarak algılıyor. Ancak her ne kadar Pardus xorg.conf dosyasını kullanmıyor olsa da nVidia GeForce FX 5500 ekran kartım için bu zorlama yöntem olumlu sonuç verdi.
Buradan Pardus 2011'de çözünürlük sorununu bir türlü aşamayan kullanıcılara bu yöntemi denemeden önce tekrar söylemek istiyorum ki bu yöntemin ne kadar sağlıklı bir yöntem olduğuna dair bir fikrim yok. Ben yaptım oldu denebilecek bir çözüm yöntemi bu daha çok. O yüzden denemeden önce biraz daha araştırmalarını öneriyorum.
Ne olursa olsun başka bir çözüm yolu bulamadım, denemek istiyorum diyenler varsa, bilgisayarlarında ikinci bir Linux dağıtımı kullananlar benim yaptığım gibi yapabilirler sanırım. Tek dağıtım kullananlar ise internette "xorg.conf sample" ya da "xorg.conf sample for nvidia 1280×1024" gibi anahtar sözcüklerle arama yapabilirler.
Bu da artık istediğim çözünürlükte çalışan Pardus 2011'den bir ekran görüntüsü:

Not: Yalnız bu sefer de çözemediğim başka bir ilginç sorunla karşı karşıyayım. Çözünürlüğü bu şekilde değiştirdikten sonra ekran görüntüsünde de görüldüğü gibi ekranın üst kısmında çizgiler oluştu. O nedendir anlamış değilim. :)

16 Şubat 2011 Çarşamba

Pardus 2011 İlk İzlenimlerim



Geçenlerde buradaki yazımda Pardus 2011 DVD siparişi verdiğimi yazmıştım. İki gün önce Pardus DVD'im elime ulaştı. Kargo ücreti olarak 2.75 TL ödedim. Birgün sonra da her ihtimale karşı elimdeki dosyaların yedeklerini alarak kuruluma geçtim. Kurulum her zamanki gibi kolaydı. Hatta kurulum sırasında ekran kartım için üreticinin sağladığı sürücüleri kurmak isteyip istemediğimi sordu. Ben de kur dedim. Kurulum sırasında birşey dikkatimi çekti. Daha önceleri kurulum sırasında kullanıcı tanımlıyorduk. Bu sefer ise kullanıcı tanımlama, parola oluşturma ekranıyla hiç karşılaşmadım.

Kurulum tamamlandıktan sonra yeniden başlat dedim, yalnız Pardus bilgisayarımı yeniden başlatmadı. Birkaç dakika bekledim fakat bir değişiklik olmayınca elle yeniden başlattım. ilk açıldığında benden kullanıcı tanımlamamı istedi. Kullanıcı tanımladım ve parola belirledim. Daha sonra da root kullanıcısı için parola belirledim. Daha sonra Kaptan beni karşıladı ve onunla ilk ayarlarımı yaptım. Tüm işlemler bitince Pardus 2011'in masaüstüyle karşılaşmış oldum. Yalnız ilk bakışta dikkatimi çeken birşey vardı. Ekran çözünürlüğüm istediğim gibi değildi.


Hemen Sistem ayarlarından --> Ekran ve Monitör --> Ekran Kartı Sürücüsü bölümünden ekran kartımın kurulu olup olmadığını kontrol ettim. Kuruluydu. Sağlamasını yapmak için pisiden kontrol ettim. Daha sonra da sysinfo paketini pisiden kurduktan sonra Konqueror'ı açıp adres satırına sysinfo:/ yazıp sistem bilgilerini kontrol ettim. Ekran kartım kurulmuştu ve 3b desteği tamdı. Ancak Sistem ayarları --> Ekran ve Monitör --> Konum ve Boyut kısmında 1024×768 den daha fazla çözünürlüğe izin vermiyordu. Halbuki daha önce de Pardus'u birçok kez kullanmıştım ve her seferinde de 1280×1024 çözünürlükle kullanıyordum. Nvidia'nın kendi ayar yazılımı olan Nvidia X sunucu ayarları (nvida-settings paketi) yazılımdan istediğim çözünürlüğü girerek ayarlayayım diye düşündüm. Ancak onu açtığımda ise X Server Display Configuration kısmında tanımlı ekran olmadığını fark ettim. Son çare olarak ise /etc/X11/xorg.conf dosyasını elle düzenleyerek 1280×1024 çözünürlüğe kavuşturayım bilgisayarımı diye düşünürken, sistemde böyle bir dosyanın bulunmadığını fark ettim. Sonra internette yaptığım araştırmalarda artık ekran kartı ayarları için o dosyanın kullanılmadığını öğrendim. Peki nereden yapılıyor diye aramalarıma rağmen iki gün geçti henüz bir sonuca varabilmiş değilim. 

Özgürlük için forumlarında ve hata takip sisteminde de çözünürlükle ilgili konular açılmış gördüğüm kadarıyla. Bu gerçekten de önemli bir sorun. Bir şekilde güncellemelerle bu sorunun çözüleceğini düşünüyorum. Ya da belki de kuralaya kurcalaya başka bir çözüm üreteceğiz artık. Tabi xorg.conf dosyası sistemde bulunmadığı için bir kullanıcı olarak ne kadar müdahale edebilirim bu duruma bilmiyorum...




Ekran çözünürlüğü ile ilgili sorunum dışında yeni Pardus'da fazla bir sorun yaşamadım. Kurulu gelen yazılımlar gayet hoşuma gitti. Özellikle bu seferki sürümde kurulu gelen uygulamalar arasına biraz da oyun serpiştirmiş olmaları güzel olmuş. Yalnız paket sayısı hala yetersiz. Ancak bununla ilgili ciddi çalışmalar yapılıyor olduğunu Özgürlük için forumlarından okuyorum. Bu konuda aslında bizlere de iş düşüyor ancak ne yazık ki daha önceleri merak sarıp giriştiğim pisi paketi yapma işi, birkaç başarısız deneme sonrası hevesimi kaybetmem ve araya giren başka işlerim nedeniyle askıya alındı benim için. Belki yakında tekrar paketleme işini öğrenmek için çabalamaya başlayabilirim, benim sağım solum belli olmaz. :)  


KDE'yi soracak olursanız, KDE her zamanki KDE! :) Şakası bir yana eğer benim gibi düşük özelliklere sahip bir bilgisayar (külüstür) kullanıyorsanız, Pardus şimdilik (Çomak projesi son kullanıcı için meyvelerini vermeye başlayana kadar) sizin için fazla cafcaflı. Yine de ben Pardus'u düşük özellikli bilgisayarımda da kullanmak istiyorum diyorsanız,  depolarda Enlightenment bulunmakta, onu kullanabilirsiniz. Ayrıca Gnome-project   isimli projeyle Pardus'a Gnome masaüstü kurmak mümkün sanırım. Ancak son kullanıcı için riskli bir hareket olabilir bu.

Benim gibi külüstür bilgisayar kullanmayanlar için ise KDE ve onu en iyi sunan dağıtım olduğunu düşündüğüm Pardus biçilmiş kaftan. Pardus 2011 için şimdilik milad sayılacak bir sürüm olmuş diyemiyorum ne yazık ki. Bence Pardus asıl miladını Çomak projesinin son kullanıcı için kullanılabilir ürünler sunmaya başlamasıyla yaşayacak. Ve inanıyorum ki sadece KDE yüzünden Pardus'u kullanmak istemeyen birçok kullanıcı Pardus'u sevecek. Tabi bunlar benim öngörülerim, ne kadar önümü görebiliyor olduğumu ilerde hep beraber öğreneceğiz. :) 


Ha bu arada unutmadan bugün Pardus Kurumsal 2 sürümü duyuruldu.Yakında Kurumsal 2 sürümünü indirip kurmayı düşünüyorum. Malum benim külüstür KDE 4 ile iyi anlaşamıyor. Zaten KDE 3.5.x serisini de özlemiştim. Kolay mı ilk göz ağrısı KDE 3 benim için. Kurumsal'ı kurduktan sonra yine becerebildiğim kadarıyla bir inceleme yazısı hazırlarım. Haydi kalın sağlıcakla...

11 Şubat 2011 Cuma

Ubuntu İçin Orta Gtk2 Teması ve Faenza Simge Seti

Kullandığım dağıtım Pardus olsun Ubuntu olsun fark etmez. İlla ki standart temasından bir süre sonra sıkılır ve yeni tema arayışına girerim. Uzun zamandır öntanımlı temasıyla kullandığım Ubuntumu biraz makyajlamak istedim ve her zamanki gibi gnome-look ve deviantart sitelerinde gtk teması avına çıktım. Simge teması olarak severek kullandığım Faenza isimli temam bilgisayarımda bulunuyordu. Şimdi ona uygun, şöyle göz yormayan, açık renklerde ve sade bir gtk teması bulmam gerekiyordu. gnome-look sitesindeki birçok gtk temasını denedim, aralarında hoşuma gidenlerde oldu ancak tam olarak "hah budur işte" diyebileceğim bir temaya rastlayamadım. Tam umudumu kesmek üzereydim ki deviantart sitesinde Orta isimli gtk temasıyla karşılaştım. Orta teması hem açık renk hem de koyu renk olarak kullanılabilen bir tema. Kendi ayar yazılımı var. Oradan istediğiniz şekilde ince ayar çekebiliyorsunuz. Şahsen ben açık gri paneller ve siyah menüleri kendime uygun buldum. Ekran görüntüm de aşağıdaki gibi.


Son olarak bu güzelliği taçlandırmak için şık bir masaüstü resmi bulmam gerekiyordu. Onu da Vladstudio sitesinden temin ettim.

Eğer yukarıdaki görüntü hoşunuza gittiyse, Ubuntunuzun böyle görünmesini istiyorsanız:

Orta Gtk2 Temasını indirmek için TIKIRDATIN

Faenza Simge Temasını indirmek için TIKIRDATIN

Masaüstü resmi güzelmiş benim olacak o diyorsanız:

TIKIRDATIN

4 Şubat 2011 Cuma

İç Hesaplaşma

Kendimden hoşlanmadığımı fark ettim bugün. Gerçi bunun uzun zamandır farkındaydım ama bugün daha bir hisseder oldum bunu. Yanlış anlaşılmasın kendimden nefret etmiyorum, bilakis seviyorum efendim kendimi ama ne bileyim değişik bir şey işte anlatması uzun sürer. Böyle "bir kendine faydası yok" adamlardanım ben. Gerçi topluma da bir faydam yok, en iyisi itlaf etsinler beni, arıyorum belediyeyi...

 Hani böyle insanlar vardır ya bütün dünya onların etrafında dönsün isterler. Hah işte ben onlardan değilim ya. Dünya benim şeyimde değil. Dolayısıyla ben de Dünyanın şeyinde değilim. Kimin şeyi kimin şeyinde onu da bilmiyorum, ortada bir şey var ama neyse...

Hayaller kurarım ben yatağa girer girmez, uyuyuna kadar onların gerçekleştiğini düşünürüm, hatta bunu resmen hissederim. Çoğu kez o kurduğum hayallerin büyüsüyle kendimi yatağın içinde sırıtırken bulurum. Baya bildiğiniz "arkası yarın" hayallerim vardır benim. Eğer birşeyleri hayal ederken uyuyup kalmışsam o hayali sonraki gece aynı bir dizinin yeni bölümü gibi hayal eder, geliştirir, yeni olaylar, mekanlar, karakterler falan sokarım o hayale. Hatta bazen yeni bölümü merak ettiğim için erken yatağa girdiğim bile olur. Uykuya direnerek yeni bölümü yaratırım kafamda ve oynarım. Evet haklı olabilirsin sevgili okur sanırım biraz manyağım.

Sert görünüşlü biriyimdir. Beni yolda tek başıma yürürken, ya da bir bankta oturmuş etrafı seyrederken gören biri az önce birileriyle kavga ettiğimi ve sinirimin burnumda olduğunu düşünebilir ama büyük bir ihtimalle alakası bile yoktur. Yaratılış ne yapayım yahu. Aslında her insan gibi gülerim de ben.

Sessiz biri olarak tanınırım hep. Aslında o kadar da sessiz değilimdir, sadece gevezelikten hoşlanmam. Gereksiz konuşan, sürekli tespit yapan, her haltı eleştiren, seri şekilde berbat espriler yapan biri olmaktansa sessiz biri olmayı tercih ediyorum belki de sadece. Ama keyfim yerindeyse, bir miktar alkol tüketmişsem, konuşmak istediğim ya da konuşmanın faydalı olacağını düşündüğüm bir konu bulursam konuşurum niye konuşmayayım. Bilmiyorum belki de kendimi avutuyorumdur. Belki de tutukluğumu, çekingenliğimi gizlemek için zırvalıyorumdur. Henüz bu konunun içinden ben de çıkabilmiş değilim.

En mutlu olduğum yer evimdir. Severim evde takılmayı. Hatta yalnızlığı da severim, tabi dozu kaçmadığı sürece. Yoksa bir müddet sonra zihnimde ikinci bir dozi yaratıp onunla konuşmaya hatta tartışmaya başlarım. Eğer evde yiyecek birşeyler, cebimde biraz param, zulamda yedek bir paket sigaram, demlikte de çayım varsa gerisi boştur benim için.

Takıntılı biriyimdir. Bazen fazla kontrolcü, bazen de "koyver gitsin"ciyimdir.

Düşüncelerimden kolay kolay taviz vermem. Birilerinin beni ikna etmesi, düşüncelerimi değiştirmesi için sağlam kanıtlar, belgeler falan getirmesi gerekir. Her söylenene inanmam, oturur araştırırım. Eğer bildiğim, düşündüğüm şeyin yanlış olduğunu fark edersem ancak o zaman karşıdaki insanın düşüncesine katılırım. Bir konu hakkında yeterli bilgim yoksa o zaman da fikir beyan etmekten kaçınırım. Belki de kendi adıma söyleyebileceğim en iyi huylarım bunlardır.

Aniden sinirlenip garanti kapsamından çıkıp arıza yapabilirim. Ya da birden bire duygusallaşıp iki damla gözyaşıyla bir şarkıyı selamlayabilirim. Kimsenin gülmediği bir durumda ben kahkahalara boğulabilirim.

Yeni birileriyle tanışırken, fazla kalabalık bir ortama girerken, yolda yürürken tanıdığım ama beni hatırladığından şüphe duyduğum birini görünce, stres yapar, bir an için ne diyeceğimi, nasıl yürüyeceğimi unuturum.

Bazen bu yazıda da gördüğünüz gibi bir konuya bir dalarım bambaşka bir konudan çıkarım. Oh be biraz içimi döktüm rahatladım. Sonuna kadar sabredip okuyanlardan zamanlarını çaldığım için özür dilerim. Ama bir yerlere yazmak istiyordum bunları. Güzel bir şarkıyla huzurlarınızdan çekilmek istiyorum:

Duman - Kırmış Kalbini