5 Haziran 2013 Çarşamba

İşler Güçler vs...

Uzun süren işsizlik, çaresizlik günlerinin ardından nihayet bi cesaret dayıoğlu ile beraber bir iş kurmaya karar verdik geçtiğimiz ayın başlarında. Daha önceleri de öğrenciyken bir müddet çalıştığım işim olan ve artık mesleğim haline gelen sandviç büfesi işletmeciliğine başlamış bulunmaktayım dayıoğlu ile beraber.

Buca Şirinyer İşçievleri yolu üzerinde Tırtıl ismiyle açtık mekanımızı. Şimdilik işler çok yoğun olmasa da, piyasadaki durgunluk bizi yusuf yusuflatsa da, öyle ya da böyle devam ediyoruz işte bir yerlerinden hayata tutunmaya. Bunlar da mekanımızın resimleri...



İş güç olayları kafamı kurcalayıp, beni tedirgin etmeye devam etse de, en azından mutluyum. Mutlu olmamın tek nedeni artık bir işimin olması değil artık beni seven ve benim de kendisini çok sevdiğim dünya tatlısı bir sevgilimin olması. Gülümsemesiyle beni her zaman rahatlatmaya devam etsin inşallah... Haydi eyvallah...

11 Ocak 2013 Cuma

Sanmak





Sanırım hayatım boyunca yaptığım en büyük salaklık “sanmak” idi. Ben hayatım boyunca birçok kez hep sandım. Sevdim sandım, sevildim sandım, başardım sandım, mutluyum sandım...

O kadar çok sandım ki; sandığım her şeye ölümüne inandım. Delicesine bir tutkuyla bağlandım, sarıldım. Bilmiyorum ya çok aptal bir adamdım, ya fazla hayalperest ya da fazlasıyla saftım. Belki de insanların yargılarından, infazlarından o kadar bunalıyor o kadar çekiniyordum ki kendime bir dünya yarattım ve yaşamak istediğim her şeyi tek tek sandım. Ve bir yerden sonra işin bokunu çıkardım. Tam olarak kaç yaşımdayken böyle oldum bilmiyorum. Belki de doğduğumdan beri böyleydim, belki de yaşadığım ama şu anda hatırlamadığım kötü bir an beni bu hale getirdi. Acaba ilk “seni seviyorum” dediğim kız yüzünden mi bu haldeyim, yoksa bana “kazık atan” iyi gün dostlarım yüzünden mi bilmiyorum. Tam olarak hangi neden veya nedenler beni şu an bulunduğum noktaya getirdi emin değilim.

Belki de her şeyin anahtarı yine fazlasıyla bokunu çıkardığım yalnızlığımdır. “Sanmalarımı” korumak iç güdüsüyle, gerçeklerle yüzleşmemek için insanlardan, kalabalıklardan kaçmam beni bu hale getirmiştir. Yalnızlığın dozajını iyi ayarlayamamış, bunun yan etkisi olarak sanrılar görmüş, gördüklerime inandıkça da dozajı her gün artırmış olabilirim örneğin. Acaba tam olarak nerede gerçeklerle bağlantımı kopardım? Tam olarak nerede kayışı kopardım, patinaja başladım, duvara tosladım... Bilmiyorum!



6 Ocak 2013 Pazar

Belki de...

Kafam allak bullak. Düşüncelerimi toplayamıyorum. Hiçbir şeye odaklanamıyorum. Sadece uyumak ve uyandığımda hiçbir şey hatırlamamak istiyorum. Kısacık yaşantımın uzunca bir bölümünü hiç yaşanmamış sayıyorum. Yapılan yanlış seçimler ve bu yanlış seçimlerden inatla vazgeçmemeler. Hevesle başlanmış ve sonuca hiçbir zaman ulaşamadan hatta yaklaşamadan son verilmiş planlar, projeler, fikirler. Derdini bile tam anlatamamanın ezikliği. 26 yaşında haddinden fazla yorgun bir ruhun can çekişmeleri...

Çarpıklıklardan kaçarken çarpılıp kalmış biriyim ben. Neye uğradığını şaşırmış, şaşırmaya da devam eden ve ömrünün sonuna kadar da şaşkın şaşkın yaşayacak biriyim belki de. Kendi kendine savaşmaktan bıkmamış ama haliyle epey yıpranmış biriyim. Yıpranmışlığın verdiği çöküşle her şeyden vazgeçmekle, her şeye inadına tutunmak arasında kalmış, pusulası şaşmış, sinirleri yıpranmış, belki de tam manasıyla delirmiş biriyim.

Evet, belki de "tam manasıyla" bir deliyim. Acilen tımarhaneye yatırılması gereken, gömlekle sıkıca bağlanıp ağır sakinleştiricilerle uyutulması gereken biriyim. Ya da sadece alkol almam lazım. Alkolden beynimin uyuşması, hatta ellerimin kollarımın tutmaması lazım bir müddet. Düşünmeden, yazmadan, konuşmadan sadece öküz gibi böğüre böğüre ağlamam lazım...

Hiç tanınmayacağım ortamlarda kendimi tanımayacak hale gelmeliyim. Ben, ben olmaktan çıkmalıyım belki de. Bir müddet öteki, beriki olmalıyım. Olamayacağımı düşündüğüm her şeyi olmalıyım ya da yok olup gitmeliyim bir yerlerde...

Öyle bir yerlerde olmalıyım ki kendimle karşılaşmamalıyım. Karşılaşmalara olan hasretimle, en içten nefretlerimle kendimden kaçmalıyım. Kaçarken tozu dumana katmalı, bana katkılarından dolayı herkese sövmeliyim. Belki de sadece sövmeliyim, önce içip sonra ölümüne sövmeli...