6 Ocak 2013 Pazar

Belki de...

Kafam allak bullak. Düşüncelerimi toplayamıyorum. Hiçbir şeye odaklanamıyorum. Sadece uyumak ve uyandığımda hiçbir şey hatırlamamak istiyorum. Kısacık yaşantımın uzunca bir bölümünü hiç yaşanmamış sayıyorum. Yapılan yanlış seçimler ve bu yanlış seçimlerden inatla vazgeçmemeler. Hevesle başlanmış ve sonuca hiçbir zaman ulaşamadan hatta yaklaşamadan son verilmiş planlar, projeler, fikirler. Derdini bile tam anlatamamanın ezikliği. 26 yaşında haddinden fazla yorgun bir ruhun can çekişmeleri...

Çarpıklıklardan kaçarken çarpılıp kalmış biriyim ben. Neye uğradığını şaşırmış, şaşırmaya da devam eden ve ömrünün sonuna kadar da şaşkın şaşkın yaşayacak biriyim belki de. Kendi kendine savaşmaktan bıkmamış ama haliyle epey yıpranmış biriyim. Yıpranmışlığın verdiği çöküşle her şeyden vazgeçmekle, her şeye inadına tutunmak arasında kalmış, pusulası şaşmış, sinirleri yıpranmış, belki de tam manasıyla delirmiş biriyim.

Evet, belki de "tam manasıyla" bir deliyim. Acilen tımarhaneye yatırılması gereken, gömlekle sıkıca bağlanıp ağır sakinleştiricilerle uyutulması gereken biriyim. Ya da sadece alkol almam lazım. Alkolden beynimin uyuşması, hatta ellerimin kollarımın tutmaması lazım bir müddet. Düşünmeden, yazmadan, konuşmadan sadece öküz gibi böğüre böğüre ağlamam lazım...

Hiç tanınmayacağım ortamlarda kendimi tanımayacak hale gelmeliyim. Ben, ben olmaktan çıkmalıyım belki de. Bir müddet öteki, beriki olmalıyım. Olamayacağımı düşündüğüm her şeyi olmalıyım ya da yok olup gitmeliyim bir yerlerde...

Öyle bir yerlerde olmalıyım ki kendimle karşılaşmamalıyım. Karşılaşmalara olan hasretimle, en içten nefretlerimle kendimden kaçmalıyım. Kaçarken tozu dumana katmalı, bana katkılarından dolayı herkese sövmeliyim. Belki de sadece sövmeliyim, önce içip sonra ölümüne sövmeli...