26 Ağustos 2015 Çarşamba

Bindik Bi Alamete

https://youtu.be/w7N5hCT29mA


Cem Karaca usta ne kadar da güzel özetlemiş değil mi durumu. Bu ülkede her daim geçerli olan, anlamlı olan bir şarkı.

Not: Yükses sesle ve kelimelere kulak kabartarak dinleyiniz.


2 Ağustos 2015 Pazar

Yıl Olmuş 2015...!












Uzun zaman olmuş ben yazmayalı. Hem de oldukça uzun. İstikrarsız bir blogger'ım ne yapayım. Bunca zaman içinde elbette birçok şey var yazılabilecek ya da yazılması gereken. Ama insan nereden başlayacağını bilemiyor böyle durumlarda.

Son yazımı Haziran 2013 tarihinde yazmışım. 2 seneyi aşkın süredir yazmamış, yazamamışım. O gün açtığım dükkandan bahsetmişim. O dükkan gitti mesela. Devredeli uzun zaman oldu. Sonra tekrar iş arama süreci, girilen ve çıkılan birkaç iş derken zaman su gibi akmış geçmiş yıl olmuş 2015.

Bu kadar uzun zamandır yazmamış olmamın nedenlerinden en büyüğü internet erişimimin olmaması ve zaman yokluğu denebilir. Yoksa araştırma, okuma, yazma hep sevdiğim bir iş olmuştur. Ancak hayat şartları insanın önceliklerini değiştirebiliyormuş ben bunu gördüm bu süre zarfında. İnternetten ve bilgisayardan kopuş ilgi alanım olan birçok şeyi etkin olarak takip etmemi engelledi. Çalıştığım yüksek tempolu iş sosyal hayat falan bırakmadı insanda. Ha şimdi nasıl yazabiliyorsun derseniz, işi bıraktım. Yönetici Asistanlığı bana göre bir iş değilmiş. Tekrar iş arama sürecine girdim. Gergin miyim? -EVET! Peki bir o kadar da kafa karışıklığı ve güvensizlik yaşıyor muyum? -EKSTRA EVET, KALLAVİ ETET!

Yaptığım iş her ne kadar stresli ve yorucuysa, iş arama süreci de bir o kadar stresli ve yorucu. Bilen bilir. Kafam allak bullak. Bugüne kadar hep aldığım eğitimle, yapmak istediğim işle alakası olmayan ve aslında benim de alakam olmayan, sevmediğim işlerde, sektörde çalıştım. Gıda... Sevmiyorum, sevemiyorum bu sektörü ne yapayım. Ama bir tür lanet gibi de başka sektöre geçiş yapamıyorum bir türlü. Şimdi bir de evlilik planları var. Dört bir koldan sarılmış, pusuya düşürülmüş gibi hissediyorum kendimi. Yaşadığım ülkeyle uyum içindeyim aslında bu bakımdan. Bak siyasi bir şey yazmayacağım demiştim ama dayanamadım.

İnsanın ister istemez sinirleri bozuluyor, laf dönüp dolaşıp siyasete, gündeme geliyor. Bir türlü kurulamayan hükümet. Yolsuzluklar, siyasi atışmalar, kalleşlikler, kurulan pusular, yitip giden kardeşler, abiler, vatan evlatları, bozulan sosyal ve ekonomik yaşam kalitesi, mutsuz, tedirgin, önünü göremeyen, ay sonunu denkleyemeyen, borç batağındaki vatandaş ve bunun tam tersini yaşayan hayatından memnun, yaşam kalitesi üst düzeydeki kaymak tabaka arasındaki uçurum.

Benim anlattıkça, sizin okudukça canınız sıkılıyor değil mi? Konular daha da can sıkıcı olmadan yazıyı bitirmeli. Umarım ilerleyen günlerde daha güzel konular hakkında tekrar yazmaya başlayabilirim. Bir de yaşam kalitemi hem maddi hem de manevi olarak kemirmeyen, yapmaktan keyif aldığım bir iş bulabilirsem daha güzel konularla tekrar buralarda olmayı planlıyor ve istiyorum. Haydi eyvallah...