23 Kasım 2009 Pazartesi

yirmiüçonbirikibindokuz

Seviyorum ulan memleketimi! İzmir'deyim ben sevgili okur! Okur sözcüğü fazla iddialı oldu sanki, ne bileyim sanki çok okunan bir gazetede köşe yazarıyım bu ne lan... Ama olsun bizim şu dandik blogumuz da bir gün "bissürü" okura sahip olacak inanıyoruz buna diymi bilader(dozi)?
İzmir'e tamamen sürpriz şekilde geldim. Dozi'ye perşembe günü geleceğimi ama herkesin cuma günü geleceğimi bilmesini istediğimi söyledim. Çarşambadan geldim :) Herkese geçer bu da hahayt! Ailede paylaşılamayan eleman oldum ilk iki gün, sonra kimse iplemedi. Şu anda tek numaram kaldı; hala istediğim yemekler yapılıyor...
Perşembe günü, yani geldiğimin ertesi günü, Dokuz Eylüy'de okuyan arkadaşımın yanına gittim. Kendisinden daha önce bahsetmiştim, "Vini'yle de adaşsın" diyen manyak... Eğlenceli güzel bir gün nargilesi ossuun, çayı çikolatası ossuun, manzarası ossuun, iskender yemesi ossuun, karısı kızı ossuun... Bu sonuncusu biraz sapıkça oldu sanki farkındayım ama öyle arkadaş... Sakarya'dan gelen bir insanım ben seviyorum memleketimin gızlarını da :) Sakarya'ya da haksızlık etmeyeyim sonunda oraya mecbur kalacağız, orada da güzel kızlar var... Ama konu bu değil. Konu iskender!
Hayatımda ilk kez iskender yedim, arkadaşın sözü vardı bana "sen hele bir İzmir'e gel iskender söyleyeyim ben sana" diye. Bunca yıl boşa yaşamışım ben. O nasıl lezzettir arkadaş. Aslında konu bu da değil, konu yok öyle bir değineyim dedim. Ayrıca "değinmek" de dedim artık iflah olmam ben. Kesin öğretmen falan olmalıyım.
Neyse ya plansız programsız "birşeyler yazayım lan" diye klavyenin başına oturup yazdığım şu yazı fazla bile uzadı...