9 Mart 2010 Salı

Sonunda Biz de Teknolojiyi Yakaladık, Gibi gibi...

 Uzun zamandır eve uydu bağlatmayı istiyordum. Ama ülkemizin genel sorunu olan nakit sorunu benim de yakamı bırakmadığı için uydu alıcısı almak hayal oluyordu tabi. Aslında taksit usülü pek tabi alabilirdim ama kredi kartımın bulunmaması ve kendimin de borçla iş yapmaktan nefret etmem dolayısıyla pek yanaşmıyordum. Bir gün elimiz bolarınca alırız nasıl olsa acalesi yok diyordum.

Sonra bir gün annem panik içinde beni uyandırdı. Sabah sabah uykulu gözlerde annemin yüzünü seçmeye çalışırken söylediklerine kulak kabarttım. "Televizyon göstermiyor oğlum" diyordu. "Besleme ünitesini kontrol et kablo yerinden çıkmıştır" dedim başımdan savarcasına. Annem gitti, dediğimi denedi ve geri geldi. Sonuç: televizyonumuz sadece karınca gösterme konusunda ısrar etmekteydi.

İstemeyerek de olsa yerimden doğruldum, içimden televizyona sayıp söverek besleme ünitesini, kabloları, görüntü ayarlarını, kanalları kontrol ettim. Ama ne yaparsam yapayım televizyonda tek gördüğüm şey karıncalardı.

Sinirle evin üstüne anteni kontrol etmeye çıktım. Önce kabloları kontrol ettim, herhangi bir terslik yoktu. Anten döndü heralde dedim. Başladım anteni bir o yana bir bu yana çevirmeye. Her çevirişimde de artık kanıksanmış söz öbeğiyle anneme sesleniyordum; "tamam de!" Ama annem tamam demiyordu. Benim annem "tamam" demeyi bilmiyormuydu.! Bildiğim kadarıyla biliyordu. Özür dilerim konunun bir tarafına koduk sanırım. Neyse efendim o gün iki saat civarında antenle uğraştım. Tüm kabloları söküp oksitlenmiş yerlerini yeniledim. Belki lazım olur diye atmadığım eski antenimi denedim olmadı, tekrar diğer anteni denedim yemedi. En sonunda sinirlendim ve antenlerden birini tuttuğum gibi yere çarptım ve sinirimi alamayınca tekmeyi koydum. Garibim merdivenlerden aşağıya tıngır mıngır yuvarlandı gitti. Tabi bu kadar agresif bir tavır karşısında çok kırıldı.

 Antenin birini böylece ebediyete yollarken diğerinin de aslında çoktan öbür tarafa göçmüş olduğunu anladım. İşte bu hikayemizin sonunda da uydu alıcı almaya karar verdim. İlginçtir yarın geleceğiz demelerine rağmen aldığım günün akşamına doğru montaj elemanları kapımızı çaldı. Şu anda en küçük rüzgarda cızırdamayan, karıncalı, karartılı, gölgeli, zıplamalı, hoplamalı atraksiyonlara hiç girmeden efendi efendi istediğim kanalı gösteren bir televizyonumuz var evde. Mutluyum ne diyeyim. Keşke daha önce alsaymışım boşuna işkence çekmişim her rüzgarlı havada.



Evet biz de böylece evdeki ilk önemli devrim olan internet devriminden yıllar sonra uydu devrimini de gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Yalnız şimdi bu uydunun kumandasını kullanmayı anneme nasıl öğreteceğim onu düşünüyorum kara kara. :)