11 Ocak 2013 Cuma

Sanmak





Sanırım hayatım boyunca yaptığım en büyük salaklık “sanmak” idi. Ben hayatım boyunca birçok kez hep sandım. Sevdim sandım, sevildim sandım, başardım sandım, mutluyum sandım...

O kadar çok sandım ki; sandığım her şeye ölümüne inandım. Delicesine bir tutkuyla bağlandım, sarıldım. Bilmiyorum ya çok aptal bir adamdım, ya fazla hayalperest ya da fazlasıyla saftım. Belki de insanların yargılarından, infazlarından o kadar bunalıyor o kadar çekiniyordum ki kendime bir dünya yarattım ve yaşamak istediğim her şeyi tek tek sandım. Ve bir yerden sonra işin bokunu çıkardım. Tam olarak kaç yaşımdayken böyle oldum bilmiyorum. Belki de doğduğumdan beri böyleydim, belki de yaşadığım ama şu anda hatırlamadığım kötü bir an beni bu hale getirdi. Acaba ilk “seni seviyorum” dediğim kız yüzünden mi bu haldeyim, yoksa bana “kazık atan” iyi gün dostlarım yüzünden mi bilmiyorum. Tam olarak hangi neden veya nedenler beni şu an bulunduğum noktaya getirdi emin değilim.

Belki de her şeyin anahtarı yine fazlasıyla bokunu çıkardığım yalnızlığımdır. “Sanmalarımı” korumak iç güdüsüyle, gerçeklerle yüzleşmemek için insanlardan, kalabalıklardan kaçmam beni bu hale getirmiştir. Yalnızlığın dozajını iyi ayarlayamamış, bunun yan etkisi olarak sanrılar görmüş, gördüklerime inandıkça da dozajı her gün artırmış olabilirim örneğin. Acaba tam olarak nerede gerçeklerle bağlantımı kopardım? Tam olarak nerede kayışı kopardım, patinaja başladım, duvara tosladım... Bilmiyorum!